|
ÖNYARGI SENDROMU !!!
Kategori: YazarlarEklenme Tarihi: Tem 17th, 2010Ekleyen: CengizKAYHAN
Ahengli yaşamayı kargaşaya dönüştürmek isteyenlerin bilerek kullandığı ; ama bir de bilgisizce , cahilce yapılan var ki ; o en tehlikeli olanıdır. O’nu fark etmek bile zordur.Yani önyargı ; kendisi gibi düşünmeyen kişi ve gruplara karşı hoşgörü göstermeyen , haksız ve ayrımcılığın ta kendisi olan bir davranış biçimidir…Kişilerin ve toplumun huzurunu bozan psikolojik ve sosyo kültürel faktörlerdir. Hele bir de en karmaşık olanı vardır ki ; dindarlık önyargı ilişkisi ,çok karmaşıktır.( İnanan, inanmayan ) Bunu ilerleyen satırlarda anlatmaya çalışacağım.Kısacası ÖNYARGI : Kişi ve toplumların birbirlerine karşı hoşgörüsüz , haksız ve ayrımcı tutumlar takınması ve ilkesizlik , sabit fikirlilik olarak tanımlanabilir.Eğer tüm bunların aksine önyargılı olmak istemiyorsak , aceleci olmayacağız, düşüneceğiz , yani peşin hükümlü olmayacağız. Önyargı’nın sonucunda dışlama oluşur.( discrimination ) Yani davranış biçimine dönüşür… O halde muhakeme etmeden , akıl öncesine , aldanmadan ( ÖNYARGI ) konuyu rasyonel bir teste tabi tutmadan tercihimizi yapıp , yapmadığımızı kontrol etmeliyiz. Hani bazen birisi için , çok kibirli , kendini beğenmiş deriz ya… Bu aslında insan hissiyatının bir biçimidir. Kibir, kendini beğenmişlik, daima başkalarını küçük gören , kendi fikrinden başkasını olumlu da ,güzel de olsa hep reddetmeyi seçen kişilerdir. Bu kişiler artık önyargı sendromundan çıkmış ; yıpranmış, egosunu tamir ve yükseltme amacına dönmüş olup , toplumun ve bireylerin nefretini kazanmaya başlamıştır bile… Psikodinamik teoriler ‘ den en önemlilerinden biri de ; önyargının ancak zayıf bir karakter veya kusurlu bir kişilik yapılanmasına sahip bir insanda gelişeceği noktasına odaklanmıştır. Önyargı nevrotik insanların güvensizliği ve şiddetli ankisiyetenin bir sonucu olarak ortaya çıkmaktadır.Burada önyargıyı psikolojik açıdan ele almak tam anlamıyla doğru değildir. Toplum düzeyinde bazı soru ve sorunlara cevap veremeyeceğini mutlaka anlar ve görürsünüz.Ayrıca toplumda ; önyargıyı ustalıkla kullanıp, bundan yarar sağlayanların varlığını da unutmayalım. Önyargılar doğuştan değildir. Anadan,babadan,öğretmenlerden ve arkadaşlardan edinilmiş tutumların toplamıdır.Önyargı da doğru ve yalan mutlaka vardır.Sizi anlıyorum ; örnek’mi ? Vatan,Millet ve Dinimiz,hiç kimse bizi bunlardan vazgeçiremez… İşte burada kişi önyargılı tutumunu ; değer verdiği , aynı duygu ve düşüncelere sahip olduğu kişilerle iyi ilişkilerini sürdürmek için kullanır. Ama bazı yalan önyargılar da vardır.Hakların tanınmaması ve inkâr edilmesi , insan haklarının ihlâl edilmesi ve soykırıma götürebilecek tehlikeli bir durumu içerebilir.İşte Ermeni soykırımı iddiası bir YALAN ÖNYARGIDIR… Nefret ÖNYARGISI : Haklı gerekçeleri olmaksızın diğerlerinin kötü olduğunu düşünmek , işte tam burada günümüze dönüp, Yazar Fatih ÇEKİRGE ‘ nin Genel Yayın Yönetmenliğini Yaptığı ; Hürriyet Gazetesi Web sitesinde insanlarımızın kaynaştığı , anlaştığı güzel ve anlamlı dostlukların kurulduğu, değişik anlayış ve görüşlerde ki ; kişilerin birbirlerinin genellikle yüzünü dahi görmeden , sanal da olsa saygılı bir şekilde ; fikir tartışmaları yaptığı HÜRRİYET BENİM SAYFAM ‘ dan bahsetmek istiyorum. Burada yıllardır bir birlerine önyargılı davranan ; CHP ve MHP ‘ lilerin söz konusu vatan ve millet olunca ; çok güzel dostluklar kurduğunu görmenin mutluluğunu yaşayanlardan biriyim…Bu sayfalarda şurası çok iyi anlaşılmıştır ki ; ne MHP ‘ nin oyları CHP ‘ ye, ne de MHP ‘ nin oyları CHP ‘ ye gider.Onun için kavga yok.Hakaret yok. Sevgi ve saygı var. Hele bir de hiçbir siyasi parti yanlısı olmayan , sadece ama sadece ATATÜRK ‘ çü olduğunu söyleyenler de var. Onların bu sayfalarda mutlak bir denge unsuru olduğunu söylememekte haksızlık olur,kanısındayım.İşte burada ki insanlar doğru ve yanlış arasındaki ayrımı yapmasını bilen ; AKLIN IŞIĞINI SÖNDÜRMEYE ÇALIŞANLARA FIRSAT VERMEYEN, kişilerdir…Bu sayfa arkadaşlarımdan çok şeyler aldım.Ama unutamadığım ve unutmayacağım önyargılı iki kişi vardı.Onlar şimdi oradaki arkadaş listemde yoklar.Nedenmi ? Bakın anlatayım : İŞTE TÜM POSTA LİSTESİNE GÖNDERİLMEYE DEĞER BİR İLETİ…Başlıklı yakınım olan bir bayandan aldığım e – posta da gerçekten insan da , güzel duygu ve merhamet duygularını uyandıran ,bir öğretmen ve iki öğrencisiyle ilgili olayı anlatan bu güzel ileti de kesinlikle dini bir görüş olmadığı gibi din konusuna da yer verilmemişti.( Bu hikâye’yi mutlaka Yereltürk’te de yayınlayacağım…) Çok duygulandım.Hele de bir öğretmen olmam duygularımı katlamıştı…Kopyala yapıştırla ve alıntı olduğunu da belirterek Hürriyet benim sayfamda paylaştım.Sayfa arkadaşlarım ve onların arkadaşlarından yüzlerce , paylaşım için teşekkür mesajları aldım. Ama sadece 2 kişi önyargılı davranıp, sizin bu mesajınız ( Kötü olan sözlerini yazmıyorum.) STV ‘ de dizi, Zaman gazetesinde tefrika olur diye özetlenecek mesaj yolladılar.Kendilerine cevaben : Bahsettiğiniz TV kanalını ve gazeteyi hiç okumadığımı , ama sizin izleyip ve okuduğunuzu anladım.Nereden çıkardığınızı ,sırf karşı olmak için Önyargılı davrandığınızı , O beğenmediğiniz TV ve gazeteyi bu güzel hikâyeyi ‘ de alet ederek anlatmanız beni çok üzdü.Hoşçakalın diyerek engelle ve sil butonuyla arkadaşlığımı bitirdim.Bu gün onların uyandırdığı merakla O TV ‘ yi izliyorum.Bazı programlarının gayet güzel olduğunu bazılarına ise katılmadığımı açıkça ifade edebilirim…Burada GELİNCİK VE ÖNYARGI Hikâyesini hatırladım.İçinizde mutlaka bilenler vardır.Ama ben yazımı Başka bir ÖNYARGI Hikâyesi ve altına yazdığım yalan önyargı açıklamasıyla bitirmek istiyorum… AGUSTOS BÖCEGİ HİKÂYESİ Bir ağustos böceği doğmadan önce toprağın altındaki bir lavrada ortalama olarak 12 yıl bekler. Evet, tam 12 yıl. 12 yıllık hapislikten sonra dünyaya gelen garibanın ömrü adında yazılıdır: Ağustos. Yani topu topu bir ay… Şarkı söyleyen yalnızca erkek ağustos böceğidir. Çünkü dişi, en güzel şarkıyı söyleyeni kendine eş seçecek ve çiftleşecektir. Düşünsenize, 12 yıl toprağın altında bekle, dışarı çık. Ömrün bir ay… Buldun, buldun… Bulamadın, bir daha yok. Siz olsanız çalışır mıydınız?Haaa bu hikâye bize aslında Karınca ve Ağustos Böceği hikâyesinin yalan bir önyargı olduğunu da anlatıyor… BİR BAŞKA VE GÜZEL ÖNYARGI HİKÂYESİ… Genç bir çift, yeni bir mahalledeki yeni evlerine taşınmışlar. Sabah kahvaltı yaparlarken, komşu da çamaşırları asıyormuş.Kadın kocasına ” Bak, çamaşırları yeterince temiz değil, çamaşır yıkamayı bilmiyor, belki de doğru sabunu kullanmıyor.” demiş. Kocası ona bakmış, hiç bir şey söylememiş, kahvaltısına devam etmiş. Kadın, komşusunun çamaşır astığını gördüğü her sabah aynı yorumu yapmaya devam etmiş. Bir ay kadar sonra, bir sabah, komşusunun çamaşırlarının tertemiz olduğunu gören kadın çok şaşırmış, “Bak” demiş kocasına ” Çamaşır yıkamayı öğrendi sonunda, merak ediyorum, kim öğretti acaba ?” Değerlerinize dikkat edin Karakterinize dikkat edin |
|
|
|
|










Saygıdeğer hocam, geçmişi tahlil ederek geleceğimizi sağlam temellere oturtabileceğimizi anlatıyorsunuz. Yazılarınızın hepsinden yararlanıyoruz. Size teşekkür ediyorum. Bir yazınızda da şu müttefikimiz denilen dev devlet Amerika ile ilişkilerimiz nasıl başladı, nasıl gelişti ve nasıl bugünlere geldik değinmenizi öneriyorum. Türkiye’nin haritasını değiştirmeye kalkan bu ülkeden yakamızı nasıl kurtaracağız? Ben diyorum ki şu İncirlik Üssünü kapatacak kadar yürekli bir Başbakanımız olduğu zaman biz bu işi çözeriz. Hiç mi yokTürkiye’de böyle bir iddiası olan parti veya parti başkanı?
Cengiz Beyefendi ; önyargı konusunda yazdığınız yazıya sizinde ilaveler yapacağınız çok paragraflar elbette vardı ama yer darlığı ve arkadaşların önyargılı davranış biçimlerinin çokluğu, besbelli sizi böylesi bir yazıyı uzatmaktan alıkoymuş…Ancak, benim dediğim dedik diyenleri veya karşıt görüşe yaşam hakkı tanımayanları eleştirirken, günümüzün gerçekliğinden ve yaşadığımız kör karanlığın sahiplerinden de söz ederek, insanların artık karşılıklı dialogla çözüleceğini umduğu sorunların, özünde çözülme olasılığının kalmadığınıda ıskalamamalıyız…Örneğin ; CHP veya MHP tartışabilir..Zira konu, ülkemizin esenliğidir…Ancak, siz Akp tarikatıyla tartışabilir misiniz ? Siz, Recep efendiye biat etmiş veya onun sayesinde nemalanan birisiyle tartışabilir misiniz ? Siz, emperyalizmin uşağı olmakla övünen ve uyuşturucu kaçakçılarını vede cinayet çetelerini vede ülkemizi paramparça etmek için Akp ile işbirliği halinde olanları savunanlarla, “Bunlarda insandır” diyerek karşınıza alarak tartışabilir misiniz ?
İşte bizlerde bu tiplere karşı tavrımızı netleştiriyoruz ama bazen istenmeden de olsa “Önyargılı” olmakla da eleştirilebiliyoruz…Bu anlamda, önyargının çerçevesini çizerken, biraz daha daraltmakta yarar vardır diye düşünüyorum…
Elinize emeğinize yüreğinize sağlık….Saygılarımla…
Güzel bir bakış açısıyla, herkesin anlayabileceği kavramlarla açıklamışsınız ön yargılı olmanın olumsuzluklarını…Düşüncelerinize katılmamak elde değil, hepimiz zaman zaman bilerek veya bilmeyerek ön yargılı davranabiliyoruz, çünkü mükemmel değiliz hiç birimiz…Ön yargılı olmayı önleyebilmemizin tek anahtarı saygıdır bana kalırsa..Kendi düşüncelerimize ters gelen düşüncelere de saygı göstermeyi , ve sonuna kadar dinleyip, doğru ve yanlışları insani değerlerde tartışabilmeyi başarabildiğimiz sürece, ön yargılı olmaktan da kurtulabiliriz benim düşünce değerlerime göre…Kaleminize sağlık..Keyifle okudum..Saygılar…selin su..s*s..
tarih boyunca ön yargı insanların enbüyük düşmanı olmuştur ama akıllı biri zaten dinlemese de bir şey hakkında çok kısa sürede teşhis koyabilir…önyargıyı oluşturan karşıdakinin aslında kendi tutumudur…benim için AKP HAİNDİR cümlesi yedi yıl önce başlamış olup hala artarak sürmektedir.ancak hiç hak etmediği halde sildiğim arkadaşlar vardır ki onlara karşı kendimi hala suçlu bulurum…
sanal alemde birbirimize girdiğimiz nice insanların karşılıklı çay içimi sırasında yani yüz yüze iken hiç te kötü biri olmadığının farkına varırız..aslında insanları tanımadan yorum yapıyoruz demek te ağırdır..çünkü sanal alem de adamın fikrine bir kere karşı çıkmışsam,yan yana gelip te birbirimizi tanıdığımız da en fazla adamlığına saygı duyarım..bence adamlığına saygı duymak fikrine saygı duymaktan çok daha makbuldür…
yıllarca önce samsun ticaret lisesin de çalışırken ayı gibi bir öğrenci sınıfın ortasında gezip duruyor.henüz sene başı olduğu için tanımıyorum ve bunu halletmeden önce son kez konuşmaya karar verdim.ertesi gün nöbetimde yanıma gelmesini söyledim…sabah geldi ve onunla bir saat konuştum..ancak onu dinledikçe karşımda ailesi olmayan zavallı birinin durduğunu gördüm..sonra ben ona,o bana saygı duydu ve hiç olay çıkarmadan mezun oldu..iki yıllık okuluda bitirdi ve şimdi her gördüğümde elime sarılıyor..demek ki o gün ön yargılıydım ve çağırmamış olsaydım onu kaybetmiştik…
eğer karşınızdaki de ön yargılı ise ona iyi gözle bakmam mümkün değil…şimdi AKP öyle izlenim bırakmıştır ki,benim için sürekli kavga edilecek parti konumundadır…buna tabi ki ön yargı denmez,son teşhis denir…hiç bir cemaat ve islami siyasi gurup bence dinlemeye dahi değmeden dışlanmalıdır.çünkü aynı fabrikanın ürünüdürler..kişi iletişimlerinde ön yargılı davrandığımız çok olmuştur ve bunu siyasi olaylardan ayırmak gerekir….
Bundan 40-50 sene önce ideolojiler çatışması yaşanmaktayken, bugün medeniyetler çatışmasından sözedilmektedir. Ülkemizde de farklı coğrafi bölge, kültür ve gelenekten gelen insan toplulukları farklı değer yargılarını paylaşmakta, bu guruplar siyasal parti, mezhep, etnik köken gibi konularda dış ve iç bazı odaklarca karşı karşıya getirilmektedir. Birbirlerini yeterince tanımayan ve anlamayan insan toplulukları, çeşitli güdümlerle birbirlerine nefret derecesine varan antipati, hatta kin duyabilmektedir. Karşı karşıya getirme ve kargaşa ortamı yaratmada en çok kullanılan yöntemlerden biri önyargıları pekiştirmektir. Dinci yobaz ve dinsiz yobaz bunun iki uç örneği olarak gösterilebilir. İkisi de din hakkında sağlam bir bilgiye sahip değildir. Mesela biri her türbanlıyı müslüman, her açığı kafir olarak nitelerken, diğer cephede her oruç tutanı, dua okuyanı dinci, yobaz görme eğilimi vardır. Önyargıları pekiştirmek amacıyla çeşitli odaklarca karalama ve iftiralar da devreye sokulunca düşmanın istediği karmaşa ve bölünme ortamı yaratılmış olur. Halbuki en büyük düşmanımız cehalettir. Gerçek düşmanı göremeyip hayali düşmanlar yaratarak kardeş kanı içmektir. Öyleyse eğitim eğitim yine eğitim. Ailede, okulda, işte, medyada eğitim. Yoksa eğitimsiz bir nüfus artışı kendi kendini yoketmenin diğer adıdır. Onda birey yoktur, özgün fikirler yoktur. Çetebaşları, şeyhler, şıhlar, ağalar ve onların güttüğü insan sürüleri vardır. Satılık sahte liderler bulmak cahil toplumlarda çok kolaydır. Düşmanın isteği de böylelerini elinin altında tutmaktır. Öyleyse amacımız cehaletle savaşmak olmalı. Eğitimli, meslek sahibi bireyler yetiştirmek, Cumhuriyetin kuruluş yıllarında olduğu gibi yine önceliğimiz olmalıdır. Köy enstitüleri bunun en güzel örneklerinden biriyken amaçlıca lağvedilmiştir. Milletimizin daldığı derin uykudan uyanma zamanı artık gelmiştir. Bu uyanış belli ki kolay olmayacaktır. Milli destanımızda yazdığı gibi demir dağı eritmenin zamanı gelmiştir, milli egemenlik ve bağımsızlığın için, uyan ey halkım, artık uyan..
Allah kuluna akil vermis düsünmesi icin.Düsünmeden yaptigi herseyin sonuclarinada katlanmasi lazim.Akil akildan üstündür,bilmiyorsanda sor!,sormak ayip degil..Temennim Milletimizin 8 senedir uyudugu uykusundan uyanmasi.. ( Bilgileriniz icin icten tesekkür ederim.Saygilar
Saygıdeğer Cengiz Hocam; “Önyargı Sendromu” isimli yeni yazınızı ilgi ve keyfle okudum…elinize, emeğinize, yüreğinize sağlık… özellikle kişisel meselelerde önyargının hakimiyeti olumsuz tartışmalara yol açmaktadır..ki, hepimiz zaman zaman dinlemeden, düşünmeden, tanımadan sadece bir anlık düşünce çağrışımı ile hüküm veririz…. belki böylesi daha kolay olduğu için zoru seçmeyiz… çünkü bir insan veya bir olay hakkında düşünmek o kişiyi tanımaya, yaşadıklarını anlamaya çalışmak insanoğluna zor ve fazla zaman alıcı gelir..keza uzun süre tanıdığımız dostluklar arasında bile önyargılar olmaktadır.. olumsuz ve zor yaşam şartlarının payı olduğu kadar hırslarımızın ve kendi doğrularımızı savunmaya kalkmanında payı olduğuna inanıyorum…içimizdeki hoşgörü ve insani duygularımızı yitirmemek dileğiyle… saygı ve selamlarımla….Nüket
çok saygıdeğer üstadım;yıllardır vermiş olduğunuz ve nice yıllar İNŞALLAH sizin gibi duayenlerden bu ülke bir şeyler almak için gayret gösterir,gösterirde ülkemiz 21.yy a damgasını vuran güçlü TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ olarak payidar kalır.
GÜÇLÜ ÜLKE GÜÇLÜ İNSANLARLA PAYİDAR KALIR.BU GÜCÜNÜ MİLLETTEN ALANLARI REFERANDUMDA DESTEKLEYEREK ÖN YARGILARIMIZDAN KURTULMA ÜMİDİYLE ÜLKEMİZE HAYIRLI OLMASINI TEMENNİ EDİYORUM…
Yazinizi okurken gercekten cok faydalandim. MHP ve CHP nin vatansever parti ve anlayislar oldugu bir gercek. Her yigidin bir yogurt yeyisi vardir derler ya, bu durumu en iyi aciklayan ozlu sozdur hani. CHP ve MHP nin anlastiklari,ortak paydalari vatanseverlik ve Türkiye Cumhuriyetinin altok temelinde yukselen esaslardir. Atatürkcü olarak kendimizi tanimlarken cok rahatlikla sunu soyleyebiliyorsak,MHP alti ok esasini tartismadan kabul eder. Yani esasta ozde CHP ile aynilesir. Kimse sunu diyemiyorsa bunu da saglamis oluruz “MHP Atatürk ilke ve inkilaplarina karsidir”. Vatansevgisi bir zumreye,bir cemaat yada partiye terk edilemeyecek, halkin her kesiminden her yasta insanin kiminin digerine gore odedigi bedelle olculecek bir durumda degildir.Bugun bedel odememis olanlar sirasini bekliyorda olabilir.Mustafa Kemal bu Ulusun ortak atasi,mutlak vicdani, sag ve solun bir arada bulusabildigi sıfır noktasidir.Bu baglamda M.Kemal halkin vicdani, halkin kendisidir.Tabi bu durum onun yolundan giden Ulusalci(Arapcasi Milliyetci) insanlar icin gecerlidir.On yargi bir tarafa CHP ve MHP ye yapilmak istenen istismarcilik suclamasi kasitlidir.Tanri Ulkemizi ve Ulusumuzu, vatanseverleri korusun.
Degerli hocam yazınızı büyük bir zevkle okudum ve çok ince hassas olan konuları gün ışığına çıkarmaya çalışmışsınız sizi tebrik ederim ..Mutluyum sizin gibi degerlerle o sayfada sayfa arkadaşlığı yaptığım için …bu yazınız umarım burada kalmaz daha da ileriye götürmeniz dileklerimle Saygılar…SANCAK ALPEREN—KUTLU İHTİLAL
çok haklısınız da bu kişiliklere önyargılı demek hafif kalıyor hatta iltiffat gibi bile duruyor
önyargının bile haklı sebepleri olur
bence bu kişilikler içlerindeki sataşma içlerindeki kavgacı yanlarını doyurma güdüsü
birgün bütüjn dünya sınırları kaldırsa tekbir ortak dil bir ortak din altındfa diyelim ki buluşsa o zaman bu kişilikler insanları gözü mavi olanlar gözü mavi olmayanlar saçı sarı olanlar vs diye ne yapıp edip kendilerinden ve birbirlerinden ayıracak bişeyler bulur kavgacı savaşçı yanlarını tatmin ederler