<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>YERELTÜRK</title>
	<atom:link href="http://www.yerelturk.com.tr/?feed=rss2" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.yerelturk.com.tr</link>
	<description>Bir başka WordPress blogu.</description>
	<lastBuildDate>Sat, 04 Sep 2010 22:35:52 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.1</generator>
		<item>
		<title>Toki ve AKP İftiharla Sunar:Tepeüstü’nde Bir Yalan Türküsü</title>
		<link>http://www.yerelturk.com.tr/?p=15774</link>
		<comments>http://www.yerelturk.com.tr/?p=15774#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Sep 2010 22:35:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>YERELTÜRK "Yerel Haberin Ulusal Merkezi"</dc:creator>
				<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[akut]]></category>
		<category><![CDATA[Ayazma]]></category>
		<category><![CDATA[Bu]]></category>
		<category><![CDATA[Daha]]></category>
		<category><![CDATA[derin]]></category>
		<category><![CDATA[devlet]]></category>
		<category><![CDATA[erzurum]]></category>
		<category><![CDATA[Imdi]]></category>
		<category><![CDATA[Kabul]]></category>
		<category><![CDATA[Kalan]]></category>
		<category><![CDATA[Kez]]></category>
		<category><![CDATA[Lerin]]></category>
		<category><![CDATA[Mahalle]]></category>
		<category><![CDATA[ordu]]></category>
		<category><![CDATA[Prestij]]></category>
		<category><![CDATA[Reva]]></category>
		<category><![CDATA[terk]]></category>
		<category><![CDATA[Ya]]></category>
		<category><![CDATA[yalan]]></category>
		<category><![CDATA[Yok]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yerelturk.com.tr/?p=15774</guid>
		<description><![CDATA[Aralık 2008′de, Express’te, Ayazma – Tepeüstü mahallesi halkının mücadelesine yer vermiştik: Halkalı – Bezirgânbahçe TOKİ konutlarına borçlandırılarak sürülmüşler, akut bir “gettolaşma”ya maruz bırakılmışlar ve spekülasyon yoluyla tekrar yerlerinden edilmeye başlanmışlardı. Aslında mahalle o tarihten çok önce yıkılmıştı, TOKİ’ce yok sayılan kiracılar daha baştan derin bir yoksulluğa terk edilmişti. ﬁimdi, Ayazma – Tepeüstü mahallesinin tarihinde geri [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" href="http://www.yerelturk.com.tr/wp-content/uploads/toksoz.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-15775" title="toksoz" src="http://www.yerelturk.com.tr/wp-content/uploads/toksoz-300x199.jpg" alt="" width="300" height="199" /></a>Aralık 2008′de, Express’te, Ayazma – Tepeüstü mahallesi halkının  mücadelesine yer vermiştik: Halkalı – Bezirgânbahçe TOKİ konutlarına  borçlandırılarak sürülmüşler, akut bir “gettolaşma”ya maruz  bırakılmışlar ve spekülasyon yoluyla tekrar yerlerinden edilmeye  başlanmışlardı. Aslında mahalle o tarihten çok önce yıkılmıştı, TOKİ’ce  yok sayılan kiracılar daha baştan derin bir yoksulluğa terk edilmişti.  ﬁimdi, Ayazma – Tepeüstü mahallesinin tarihinde geri gidiyoruz ve  devletin tüm kurumlarının el birliğiyle bir avuç kiracıya reva gördüğü  şiddetin şeceresini döküyoruz. Mücadele berdevam…</p>
<p>Kentsel dönüşümün, beş yıldızlı prestij projelerinin lokomotif  ilçesi, TOKİ’nin gözbebeği Küçükçekmece, bugünlerde Ayazma – Tepeüstü  kentsel dönüşümü sonucunda açıkta kalan kiracı ailelerin protestolarına  sahne oluyor. Bezirganbahçe TOKİ konutlarına yerleştirilen hak  sahiplerinin artık iyice görünür olan ekonomik, sosyal ve kültürel  mağduriyetleri bir yana, iki seneye yakın çadır ve barakalarda  yaşadıktan sonra TOKİ tarafından hak sahiplikleri kabul edilen, ancak bu  kez de ödeyemeyecekleri 10-15 bin TL’lik peşinatlar nedeniyle bu  haklarının anlamı kalmayan kiracı ailelerin yaşadığı acılar vicdanları  sarsacak nitelikte. Kuruluşu ‘70’lerin sonuna dayanan Ayazma’nın ancak  2008’de kamuoyunda tanınması da, Ayazma’yı terketmeyerek hak sahipliği  için çadır ve barakalarda direnen bu 18 kadar kiracı aile sayesinde  mümkün oldu.</p>
<p><a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" href="http://www.yerelturk.com.tr/wp-content/uploads/toksoz1.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-15776" title="toksoz" src="http://www.yerelturk.com.tr/wp-content/uploads/toksoz1.jpg" alt="" width="631" height="531" /></a></p>
<p><strong>Ayazma sakini kimdir?</strong></p>
<p>‘70’lerin sonlarından itibaren göç almaya başlayan Ayazma’ya, iş  umuduyla önce Tokat, Giresun, Ordu ve Erzurum’dan gelenlere ‘90’lardan  itibaren Doğu ve Güneydoğu’dan zorunlu göçle gelenler katıldı. Ekonomik  nedenlere bağlı önceki dalgalardan farklı olarak, bu ikinci dalga,  devlet/korucu baskısı, köy yakma/boşaltma, PKK gibi güvenlik  sebepleriyle tetiklenmiş, çok kısa bir süre içerisinde topluca ve  hazırlıksız yaşanan bir göçtü. Ailelerin kent yaşamı için gerekli  ilişkileri kurma fırsatları, yeterli birikimi elde etme şansları yoktu.  Geride köyleri de kalmadığından, diğer grupların aksine, memleketten  gelen mal/gıda desteğinden de yoksun yaşayacaklardı. ‘90’larda Ağrı,  Mardin, Muş, Bingöl, Siirt ve Kars’tan gelerek Ayazma’yı memleket edinen  nüfus, böyle bir “köysüz köylü” göçünün sonucuydu.</p>
<p>Ayazma’nın seçilmesindeki birincil neden, ucuz barınma ve iş  ihtiyaçlarının aynı anda karşılanabilmesiydi. Bu yeni nüfusun büyük bir  kısmı, Ayazma’da gecekondularını yapacakları araziyi ilk kuşak  gelenlerden satın aldı, bir kısmı ise evlerini akraba-hemşeri bahçesine  kurdu. İstanbul şartlarında çok ucuz kira olanakları bir başka tercih  nedeniydi. Çevredeki hazır giyim ve trikotaj fabrikalarına, inşaat  şantiyelerine yakın olması da Ayazma’yı cazip kılıyordu. Konut inşaatı  ve hazır giyim-triko, etnik kökene dayalı yığılmaların en net ortaya  çıktığı, eşitsiz güç ilişkilerinin hâkim  olduğu sektörler. Doğu ve  Güneydoğu’dan gelenler bu sektörlerin en alt basamaklarını oluşturuyor.  Sigortasız çalıştıkları bu işkollarında bile ekmek aslanın ağzında.  Aldıkları düşük ücret karşılığı günde 8-10 saat mesai yapmak zorundalar;  sözleşme yok, haftalık, bazen günlük çalışılıyor. Ortalama bir Ayazma  hanesine ayda en fazla 600 TL girer. Mahallelinin sağlık güvencesi yok  gibidir. Yeşil Kart, yüzde 10’unda bulunur. Yüzde 63’ünün sosyal  güvencesi yoktur. Nüfusun yüzde 23’ü, hane reislerinin yüzde 28’i  SSK’lıdır. Yüzde 7’sinin nüfus cüzdanı yoktur. Yüzde 79.4’ü ilkokul,  12.7’si ortaokul, 7.4’ü lise ve 0.5’i üniversite mezunudur.</p>
<p>Yeşil alanları,  tepeleri ve geniş düzlükleriyle Ayazma, yeni  gelenlerin köydeki yaşantılarının bir benzerini burada kurmalarına  olanak sağladı. Bahçelerine meyve ağaçları diktiler, sebze  yetiştirdiler, mahallelerinin ortak noktalarına tandır ocakları yaparak  sırayla haftalık ekmeklerini pişirdiler, memleketlerinde yaptıkları  hayvancılığı burada da sürdürebildiler. Bakkalda veresiyenin işlediği,  kesmeşekerin taneyle satın alınabildiği, gerektiğinde arkadaşlardan borç  alınıp borcun ertelendiği, kiraların ricayla ertelenebildiği, piyasa  kurallarından bir ölçüde azade sosyal dayanışma ağları, mahallelinin  kentte tutunmasını kolaylaştırdı.</p>
<p><strong>TOKİ ve belediyenin soktuğu nifak</strong></p>
<p>Ayazma’daki mal sahipleri gibi, kiracıların yaşamları da zor, hatta  kira giderleri nedeniyle daha da katmerliydi. Mahallelinin yüzde 25’i  kiracıydı. Kiracıların yüzde 37’si, İstanbul için oldukça makûl  sayılabilecek 100-150 TL arasında kira ödüyordu. 50 TL’den az kira  ödeyenler de (yüzde 21) vardı. Kentsel dönüşüm sürecinde belediye,  mahalleliye yolladığı ilk notta, amaçlarını, mal sahibi / kiracı  ayırmaksızın “bölgede yaşayan vatandaşları mağdur etmeden sağlıklı yaşam  koşullarına kavuşturmak’’ olarak açıkladı. Büyükşehir Belediyesi, TOKİ  ve Küçükçekmece Belediyesi logolu ve Belediye Başkanı Aziz Yeniay imzalı  kâğıtlarda “gecekondu sahibinden kiracısına kadar herkes için ayrı ayrı  çözüm geliyor’’ sözü verildi. Daha sonra bu sözler tamamen unutuldu,  kiracı aileler hak sahibi sayılmadı. 2005 yılında mahallelinin ilk ve  son toplu protestosunda Yeniay, kiracılara, “önce gecekondu sahipleriyle  anlaşacağız, sonra sıra sizlere gelecek” demişti. İlk başta  inanamasalar da, kendilerinden evraklar istendikçe olumlu düşünen kiracı  aileler, ev sahiplerine belediyeden gelen “evlerinizi boş teslim edin,  yoksa gecikme cezası ödersiniz” tebligatlarıyla acı gerçeğin ayırdına  vardılar. Senelerdir birlikte yaşamış, ev sahibi / kiracı ilişkilerinden  öte dostluklar kurmuş aileler ile akrabalarına ev kiralayanlar böylece  belediye eliyle karşı karşıya getirildi. Bir kiracı durumu şöyle  özetliyordu: “Çok tartışmalar yaşandı. ‘Ben senin yüzünden 1 milyar ceza  vermek istemiyorum, evi boşalt, eşyalarını çıkart, belediye yıkacak’  dedi öz amcam. Evini kendi yıkanlar bile oldu…”</p>
<p><strong>Gecekondudan barakaya</strong></p>
<p>Mahallenin kademe kademe yıkılarak ﬁubat 2007′de tamamen  boşaltılmasından sonra, yakın çevrede Ayazma şartlarında kiralayacak  konut bulamayan 24 kiracı aile, Bezirganbahçe’ye gidenlerin geride  bıraktığı naylon, branda, muşamba ve tuğlaları kullanarak barınaklarını  yaptılar. Mahalleden Barış, iftiharla  “mimar benim” diye anlatıyor:  “Yukarıda yıkımlar başlayınca ilk Selim Abi’nin barakayı kurduk.”  Dayanışma içinde 24 baraka bitirildi. Ailelerin Ayazma’da kalma  nedenleri ne direniş ne de isyandı: “Ekonomik sıkıntıdan kaldık,  mağduriyet nedeniyle gitmedik, çaresizdik.” Kendilerine hiçbir hakkın  tanınmadığı bu düzende çaresizlik bir savrulma şeklinde de ortaya çıktı:  “Okyanusta rotamız kayıptır, rota nereye giderse ben giderim, başka  çaremiz yok…” Çevresinden geçen önemli otoyollar ve yanıbaşında inşa  edilmiş Olimpiyat Stadı nedeniyle kentin artık merkezî önemde bir  bölgesi olan –ve tam da bu sebepten kentsel dönüşüm alanı ilan edilen–  Ayazma’nın kiracı aileleri, koca megapolün ortasında görülmez ve  duyulmaz vaziyette…</p>
<p>30 Kasım 2007 sabahı, “ezan vakti”, 1500 kişilik bir çevik kuvvet  ekibi “PKK gelmiş” dezenformasyonu sonucu barınaklara baskın yaptı;  evlerini terketmek istemeyenler şiddet gördü, yaralananlar oldu. Tüm  eşyalar, hatta çocukların okul kıyafetleri ve kitapları paramparça  edildi. Mahalleyi terkedenler oldu. 18 aile ise barınaklarını yeniden  inşa etti. Bu yeni dönemde de zor ve sağlıksız yaşam koşulları devam  etti. Kapısı battaniyeden oluşan tuvalete kadınlar ancak el ayak  çekildikten sonra gidebiliyordu, banyo iki-üç ayda mümkün olan bir lüks  haline geliyor, yazın sıcakla, böcek ve kenelerle, kışın ayaz ve  yağmurla mücadele sürüyordu. Belediyenin dolaylı baskıları (meskûn alan  yakınlarına çöp ve inşaat molozlarını döktürme, haber yollayarak tehdit  etme vb.) devam etti: “Bir lavabo ihtiyacı, banyo ihtiyacı, sosyal  yaşam, aktivite kalmadı. Okula gidecek çocuklar, enkazın altından önlüğü  çıkarıyoruz, önlük çıkıyor, defter yok, defter çıkıyor, kitap yok…  Mutfak düzeni darmadağın.” Hırsız, uğursuz yüzünden rahatları da kaçtı.  Süreçten en çok kadınlar ve çocuklar etkilendi. Kadınların çoğu  sakinleştirici desteğiyle ayakta dururken, çocukların psikolojileri de,  ders notları da altüst oldu: “Takdir alan öğrenciler teşekkür bile  alamadılar. Benim kız ‘okula gitmeyeceğim’ diyor. Çocuklardan birinde  süper kafa vardı, psikopat oldu.” Çocuklar da nedenini anlayamadıkları  bu durum karşısında bazen isyanla seslenirken, bazen de dileklerini  yazıya döktüler: “3. sınıf öğrencisiyim, yaklaşık iki yıldır çadırlarda  yaşamaktayım. Tek isteğim barınacak bir yer ve okuma olanaklarımın  olması…” Erkekler açısından bu yıkım, evleriyle birlikte, iş ve iş  olanaklarını da yok etti. Güvenlik ve yıkım tehdidi yüzünden ailelerinin  yanında bulunma zorunluluğu duyuyorlardı: “Cevizli’de tekstilde  çalışıyordum. Olaylar, oğlumun doğduğu güne denk geldi. Çadırlar  kurulunca patronla ters düştük, ‘her kepçe gittiğinde basıp gidiyorsun’   diyordu. O korkuyla, endişeyle işi bıraktım.”</p>
<p><strong>Direniş genişliyor</strong></p>
<p>Kasım 2008’deki ikinci yıkıma kadar devam eden bu sürecin yeni olan  kısmı ise, STK’lar, mahalle dernekleri, siyasî parti ve meslek odaları  temsilcileri, aktivistler, basın, fotoğraf sanatçıları ve  belgeselcilerden oluşan çok çeşitli bir kitleden gelen dayanışma  ziyaretleriydi: “Güç verdiler, birbirimize kenetlenmemizi sağladılar.  Moralimiz bir ziyaretçimiz gelse iyi oluyordu.” Bilgiler ve deneyimler  paylaşıldıkça, mücadelenin duruşu ve dili de değişti: “Geleceğimiz için,  çocuklarımız için düşündük. İnsanca yaşam hakkı, barınma hakkı, bir  erdeme erişmek için buradayız.” Bu süreçte aileler Başbakanlık İnsan  Hakları Kurulu’na (İHK) başvurdu; çeşitli mercilere yazılar yazarak  durumlarını anlatmaya çalıştılar: “Küçükçekmece Belediye Başkanlığı’ndan  bizlere bir zarf verildi, kiralara ilişkin bütün evrakları teslim  ettik. Belediye ‘sizi konut sahibi yapacağız, insan gibi yaşayacaksınız’  diye söz verdi, ama daha bir çözüm gelmedi. Siz bizim Adalet  Bakanımızsınız, size sesleniyoruz, adalet bunun neresinde?  Anayasamızdaki vatandaşlık hakkımızı, barınma hakkımızı gözetmenizi  istiyoruz.” Ancak, çabalar nafileydi. Üstelik İHK’dan gelen cevabî  yazıda TOKİ tarafından yapılan projede hak sahibi kabul edilmedikleri  bildiriliyordu. TOKİ ve belediyeler alenen yalan söyledi, çünkü yukarıda  atıf yapılan logolu çağrı metninin yazıldığı tarihte kiracıların hak  sahibi olamayacakları belliydi, İHK’ndan gelen açıklama bunu  gösteriyordu.</p>
<p>18 Kasım 2008’de ise ikinci yıkım geldi. Bu kez şiddet yoktu, ancak  dozerler işlerini o kadar mükemmel yaptılar ki, barakaların yeniden  inşası için en ufak bir tahta parçası bile bırakılmadı. Ne var ki, bu  kez belediyenin işi kolay değildi, çünkü akabinde basının da, sivil  toplumun da ailelere ilgi ve desteği geldi. Aziz Yeniay geri adım attı  ve Kanal D‘den Esra Ceyhan’a, NTV’ye, Uğur Dündar’a, bu ailelere  Bezirganbahçe’ye yerleştirilmiş olan nüfusla “aynı” (peşinatsız)  koşullarda konut sözü verdi. Bu sözünü 2009 yerel seçim sürecinde, Kent  Konseyi’ndeki çalışmalarda ve 10 Haziran 2009’da kendisini ziyaret eden  BM-Habitat AGFE (zorla tahliyeler üzerine ülke raporları yazan bağımsız  danışmanlar grubu) önünde tekrarladı. 22 ﬁubat 2010’da nihayet hak  sahipliği kuralarını çeken 18 aile o an çelişik duygular içindeydi: “Bir  yandan çok sevindim, ama bir yandan da inanamıyordum. Üç sene o  mağduriyeti yaşatmış, emniyet ve zabıtayla her türlü tacizi yapmış bir  insan. Madem biz hak sahibi idik, bu zulüm nedendi? Sonra sözleşme  gecikince anladık, 15 bin TL intikam alacağını anladık.”</p>
<p>İntikam nisanda geldi. Belediye topu TOKİ’ye attı, TOKİ de  peşinatlarda diretti. TOKİ başkanı, aracı olan bölge milletvekiline,  peşinatları almaları gerektiğini, çünkü taksit ödemelerinde zaten  zorluklar yaşanmakta olduğunu beyan etti. Gecekondu dönüşümlerindeki  taksitlendirmeleri yeniden düzenleyerek adil ve ödenebilir bir sistem  kurmak yerine, gecekondu nüfusunu ödeyemeyecekleri bir borç yükünün  altına sokup icralık etmek TOKİ’nin alt gelir gruplarına yönelik  anlayışını da açık ediyordu. İlgili yasaya göre, TOKİ başkanı Erdoğan  Bayraktar, dönüşüm bölgeleri halkının ödemelerini tayin ederken maddî  durumlarına uygun koşullar gözetmekle yükümlüyken, bu görevini yapmaktan  sakınarak TOKİ’yi bir devlet kurumundan ziyade bir şirket gibi  yönettiğini de ilan etti.</p>
<p>Ayazma ailelerinin hak mücadeleleri ise Küçükçekmece Belediyesi  yanındaki parkta her cumartesi saat 17:00’den pazar 17:00’ye kadar imza  toplama ve ailece oturma eylemi şeklinde beş haftadır devam ediyor.  Kuralarını çektikleri konutlarına peşinatsız şartlarda ve uygun  koşullarda geçmekten başka bir talepleri yok. 27 Mayıs’ta belediye  önünde, ailelerin ve kalabalık bir topluluğun desteğiyle basına okunan  ve 32 imzacıdan oluşan bir bildiri de bu mücadelenin sınırlarının  genişleyeceğinin ipuçlarını veriyor: “Bizler her çeşit siyasî düşünce,  ideoloji, inanç ve görüşten kurum, dernek,  meslek odaları ve siyasî  parti örgütleri temsilcileri olarak, Ayazma – Tepeüstü kentsel dönüşüm  projesinde mağdur olan kiracıların barınma hakkı mücadelelerine destek  vermek amacıyla bugün buradayız.” Bildiriye göre, bu dayanışma, kent  hakkı mücadelesi çatısı altında genişleyerek devam edecek.</p>
<p>Ayazma mücadelesinin ve bu mücadele üzerinden şekillenen birlikte  duruşun nerelere evrileceğini zaman gösterecek. ﬁimdilik, Arundhati  Roy’a kulak vermenin sakıncası yok: “Başka bir dünya sadece mümkün  değil, o aynı zamanda gelmek üzere… Sessiz bir günde onun nefes aldığını  duyabiliyorum.”</p>
<p><strong>Cihan Uzunçarşılı Baysal</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yerelturk.com.tr/?feed=rss2&amp;p=15774</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ağustos kışında, Avustralya&#8217;da ramazan</title>
		<link>http://www.yerelturk.com.tr/?p=15773</link>
		<comments>http://www.yerelturk.com.tr/?p=15773#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Sep 2010 22:12:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>YERELTÜRK "Yerel Haberin Ulusal Merkezi"</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://haber.demohere.net/?p=15773</guid>
		<description><![CDATA[11 ayın sultanı Ramazan&#8217;ın son haftasına girdik. Gelişi büyük bir sevinç, elini eteğini toplayıp aramızdan ayrılması ise, ayrı bir hüzün veriyor. Aslında gecikmiş bir Ağustos kışının Ramazan&#8217;ını sizlerle paylaşmak istiyorum. Evet, yanlış anlamdınız Ağustos&#8217;un yazı değil, kışı. Avustralya kıtası, mevsim, saat ve d&#252;nya hariktasındaki coğrafik farklılığı nedeniyle bu sene ramazan&#160; kış ayı olan Ağustos ayına [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>11 ayın sultanı Ramazan&#8217;ın son haftasına girdik. Gelişi büyük bir sevinç, elini eteğini toplayıp aramızdan ayrılması ise, ayrı bir hüzün veriyor. Aslında gecikmiş bir Ağustos kışının Ramazan&#8217;ını  sizlerle paylaşmak istiyorum.<br /><span id="more-15773"></span><br /><img src="http://image.haber7.com/haber/haber7/cat/106720100612035137614.jpg" border="0" /></p>
<p>Evet, yanlış anlamdınız Ağustos&rsquo;un yazı değil, kışı. Avustralya kıtası, mevsim, saat ve d&uuml;nya hariktasındaki coğrafik farklılığı nedeniyle bu sene ramazan&nbsp; kış ayı olan Ağustos ayına denk geldi.</p>
<p>T&uuml;rkiye ile Avustralya arasında sadece 7 saatlik zaman farkı değil, aynı zamanda da mevsim olarak da &ccedil;ok farklı. T&uuml;rkiye Ağustos sıcaklarıyla kavrulurken, Avustralya ise kışın en sert d&ouml;nemini yaşıyor bu d&ouml;nemde.</p>
<p>Temmuz ve Ağustos ayları, kışın en sert ve soğuk aylarıdır.&nbsp; Haliyle g&uuml;nlerin de en kısa olduğu aylardır. Avustralya&rsquo;daki m&uuml;sl&uuml;manlar, Ağustos&rsquo;un&nbsp; soğuk kış gecelerinde, bu senenin sahurlarını ve iftarlarını&nbsp; idrak&nbsp; ediyor.</p>
<p>&nbsp;Bu sene anadoluda, sıcakların tavan yaptığı, yılın en uzun g&uuml;nlerine denk geldi. &Ccedil;&ouml;lde kumlar bile&nbsp;&nbsp; sıcaktan&nbsp; adeta haşereler gibi&nbsp; dillerini&nbsp; &ccedil;ıkarmış&nbsp;&nbsp; &lsquo; su su&rsquo; diye haykırmaktadır. Sam r&uuml;zgarları, Ağustos alevlerini, insan bedenine bir alev &ccedil;ırpıntısıyla sert&nbsp; dalgalar gibi &ccedil;arpıyor.</p>
<p>&nbsp;D&uuml;nyadaki ısınma ve iklim değişlikliğinin de etsikiyle, &ouml;zellikle sıcak &uuml;lkelerde yaşamakta olan&nbsp; m&uuml;minler, bedenen zor ama manen dolu bir ramazanı idrak&nbsp; ediyor.<br />&nbsp;<br />Arap&ccedil;a menşeili olan olan &lsquo;Ramazan&rsquo;,&nbsp; arap &ccedil;&ouml;llerindeki kavurucu sıcaklık anlamına geliyor. Kim bilir, belki de&nbsp;&nbsp; Peygamberimiz, arap &ccedil;&ouml;llerindeki&nbsp; o kavurucu Ağustos ayının sıcağına denk gelen, mevsimde&nbsp; tuttuğu&nbsp; Ramazan&rsquo;ın o d&ouml;nmdeki&nbsp; zorlukları nasıldı?&nbsp;&nbsp; Belki de&nbsp; orucun farz kılınıp, tutulmaya başlandığı mevsim&nbsp; bir Auğostus ayına denk geldiği i&ccedil;in adı &lsquo;Ramazan&rsquo; olarak zikredilmeye başlanmış. D&uuml;nyaya yayılmış yaklaşık 1,5 milyar m&uuml;sl&uuml;man,&nbsp; 2010 daki&nbsp; kavurucu&nbsp; sıcaklarla karşı karşıya. Ama&nbsp; b&uuml;y&uuml;k bir huzur&nbsp; i&ccedil;inde idrak etiyor.&nbsp;</p>
<p>İslam d&uuml;nyası bu g&uuml;zel ayı, değişik&nbsp; etkinlikler &ccedil;er&ccedil;evesinde ge&ccedil;iriyor. G&uuml;nd&uuml;zleri&nbsp; yaklaşık 15,17 saatten fazla s&uuml;ren a&ccedil;lık ve susuzluğa rağmen, oru&ccedil; ibadetini eda ederken, gecelerini ise, kıldıkları teravip&nbsp; ve yaptıkları dularıyla s&uuml;sl&uuml;yorlar.</p>
<p>&nbsp; D&uuml;nyaya yayılmış başta&nbsp; Anadolu insanı olmak &uuml;zere b&uuml;t&uuml;n m&uuml;s&uuml;lmanlar, yaşadıkları&nbsp; &uuml;lkelerin dil, din, etnik,&nbsp; &ccedil;oğrafik yapısı&nbsp; iklimi ve&nbsp; sosyal yaşantıların farklılığına bakmaksızın bu manevi atmosferi etrafındakilerle paylaşıyor. Ramazan ayının lezzeti adeta tuzlu su gibi, &ldquo;İ&ccedil;tik&ccedil;e yanan, yandık&ccedil;a i&ccedil;ilen&rdquo; tatlı bir bağımlılık&#8230; Suya atılan bir taş misali, helezonik dalgalarla d&uuml;nyada g&uuml;nden g&uuml;ne, aydan aya, yıldan yıla,&nbsp; yayılan Ramazan &ccedil;oşkusu, başka inan&ccedil;lara mensup insanların kalbini de yumşatıyor, sempatilerine neden oluyor.</p>
<p>Ramazan&rsquo;ın dini bir ibadetinin yanında&nbsp; aynı zamanda barış, hoşg&ouml;r&uuml; ve dostluk ayı olarak algılanma s&uuml;recini yaşıyor, yaşatıyor. M&uuml;sl&uuml;manlar, inan&ccedil; farklılığını g&ouml;zetmeksizin komşularından başlyarak iş ve &ccedil;evresindeki dostlarına&nbsp; kadar herkesle bu g&uuml;zel ayın bereketini paylaşıyor.</p>
<p>Verdikleri iftarlarla, sadece kapılarına ve sofralarını a&ccedil;mıyorlar.&nbsp; Aynı zamanda engin ve zengin g&ouml;n&uuml;lleriyle, başka dinlere ve inan&ccedil;lara mensup insanların g&ouml;nl&uuml;ne fethediyorlar. Bu manada,&nbsp; islam d&uuml;nyasında Ramazan g&uuml;ndemin ilk sırasında yer alerken, Hıristiyan d&uuml;nyasında da yine verilen iftarlar ve yapılan programlarla Ramazan g&uuml;ndem oluyor.</p>
<p>İnananlar, son yıllarda adeta Ramazan&rsquo;ı k&uuml;resel bir ibadet, g&ouml;n&uuml;llere taht kurmuş bir gelenek, inan&ccedil; ve ırk ayrımı yapmaksızın yapılan sosyal bir yardımlaşma olarak, cemiyetin g&ouml;nl&uuml;ne yerleştirdiler. Globalleşen kapitalist d&uuml;nyanın baş d&ouml;nd&uuml;ren bir zamanda bir kez daha &lsquo;veren el ile alan el&rdquo; arasındaki ince noktanın &ouml;nemi ortaya &ccedil;ıkıyor. Bir kez daha &lsquo;Komşusu a&ccedil;ken, kendisi tok yatan benden değildir &rdquo; veciz ifadesi ortaya &ccedil;ıkıyor.</p>
<p>&nbsp; Avustralya&rsquo;da yaşayanların yaklaşık&nbsp; y&uuml;zde 75.8&rsquo;lik kısmı Hiristyan,y&uuml;zde 13.4 diğer dinlere, geri kalan y&uuml;zde 10.8 lik kısmı ise hi&ccedil; bir dine mensup değiller. Hatta &uuml;lkede b&uuml;t&uuml;n inan&ccedil;lar o kadar keskin &ccedil;izgilerle &ccedil;ilimmiş ki,&nbsp;&nbsp; diğer din m&uuml;ntesiplerinin mezarı ayrı olduğu gibi, hi&ccedil; bir dine mensup olmayanların mezarı da ayrı.&nbsp; Avustralya İslam Fedarasyonunun kaytlarına g&ouml;re,&nbsp; b&uuml;t&uuml;n kıtadaki m&uuml;sl&uuml;manların nuf&uuml;su, yaklaşık 250 bin civarında.&nbsp;</p>
<p>T&uuml;rkler sayısal olarak ilk sırada, kimi rakamlara g&ouml;re 100 kimine g&ouml;re ise 150 bin civarında T&uuml;rkiye&rsquo;li bulunmakta Avustralya kıtasında.&nbsp;&nbsp; T&uuml;rkler,&nbsp; L&uuml;banlılar, Balkanlar, Malezya, Endonezya takip etmekte. Tabi irli ufaklı &ccedil;ok sayıda m&uuml;sl&uuml;man toplumu var. Mesela, &Uuml;lkede deki 150 kadar Anglosakson asıllı Avustralyalı m&uuml;sl&uuml;man aile yaşadığı ifade ediliyor. Avustralya&rsquo;da T&uuml;rk toplumu,&nbsp; kurdukları&nbsp; bazı sevil toplum &ouml;rg&uuml;tleri ve cemiyet &ccedil;atıları altında &ouml;nemli faaliyetlerde bulunuyorlar.</p>
<p>Ramazan ayında, g&uuml;zel bir dayanışma i&ccedil;inde verilen iftarlarda &ccedil;ok duygusal ortamlar ve anlamlı konuşmalara sahne oluyor bu iftarlar.&Ouml;nceki gece Feza Vakfı ve Afinitiy Diyalog merkezinin paralmentoda verdiği iftara &ccedil;ok sayıda Avustralya&rsquo;lı bakan, milletvekili, buroktrat, diğer dinlerin temsilcileri, ileri gelenleri, medya mensupları ve işadamları&nbsp; katıldı. İftar, paralmento binasında verildi. &Ccedil;ok eski bir mekan. Bina da hayli eskiye&nbsp; dayanan tarihi bir ge&ccedil;mişi var.</p>
<p>Parlamento binasında verilen iftara yaklaşık 250 kadar davetli katıldı. &Ccedil;anakale savaşından dolayı T&uuml;rkiye ile Avustralya arasında ayrı bir yakınlık var. Bu nedenle Sidney&rsquo;de Osmanlı mimarisine uygun yapılan Gelibolu Camii ramazana ayrı bir duygu katıyor. Gelibolu Camii İmamı Bilal&nbsp; hocanın,&nbsp; okuduğu Kuranı Kerim,&nbsp; adeta parlemento binasını dağladı.</p>
<p>Davudi bir ses, yankılanan bir yankıyla ezan, i&ccedil;imizi okşadı. Okunan ezan, sadeca&nbsp; davetlilerin ruhunu değil, koca binanın ruhuna işledi. Ardından Gelibolu&nbsp; cami ilahi grubunun &ldquo;Dağlar ile taşlar ile&nbsp; &ccedil;ağırayım mevlam seni&rdquo; ilahisini seslendirmesi ayrı bir g&uuml;zel gece yaşattı. Sufi m&uuml;ziğinin estr&uuml;manları eşliğinde istisnasız herkes gibi beni de ruhen ve manen ayrı d&uuml;nyalara g&ouml;t&uuml;rd&uuml;. Protokol masasındaki bakan ve milletvekilleri &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k bir dikkatle dinlediler ilahileri. Hatta bazı bakanlar zaman zaman, ilahi grubunun , &lsquo;Allah Allah Allah Allah&rsquo; s&ouml;zlerine el, kol ve kaflarıyla&nbsp; eşlik ettiler.</p>
<p>NSW Eyalet Başbakanı Kenealley, &ldquo;Bizler farklı inan&ccedil;,k&uuml;lt&uuml;r ve dinlerin uyum i&ccedil;inde yaşadığı&nbsp; bir devletiz.Bu unsurlar, asıl bizi g&uuml;&ccedil;l&uuml; ve canlı kılıyor.&rdquo;ifadelerini kullandı.&nbsp; Enerji Bakanı Pual Luinchs ise, şimdiye kadar m&uuml;s&uuml;lman toplumunun iftarlar verdiğini, ancak bu yıl Avustralya devleti b&uuml;t&uuml;n kurum ve kuruluşlarıyla iftarlara ev sahipliğini yaptığını vurguladı.</p>
<p>Ramazan, bir kenarda kalmış, sadece m&uuml;s&uuml;lmanların etkinliği&nbsp; değil, artık Avustralya toplumunun ve devletinin bir par&ccedil;ası haline geldiğini vurguladı Avustralyalı bakan. Konuşan Avustralyalı parlamenterler, konuşmalarnı şu başlığın altında topladılar diyebiliriz. &ldquo;Oru&ccedil; &ouml;tekini anlamayı, a&ccedil;ın ve&nbsp; yoksulun halini dertlenmeyi&nbsp; &ouml;ğretiyor.Bu nedenle&nbsp; oru&ccedil;&nbsp; toplumsallaşmayı aynı zamanda biz Avustralya toplumuna &ouml;ğretti.&rdquo; <br />İşte Avustralya&rsquo;da Ağutos ayının&nbsp; soğuk g&uuml;nlerini b&ouml;yle sıcak iftar sofralarında geride bıraktık. Bir tarftan Eyl&uuml;l ayının sıcaklarına doğru zamanı adamlırkan,&nbsp; diğer tarftan ise Kadir gecesinin&nbsp; yoğun manevi&nbsp; ikliminin arasında Ramazan-ı şerifi h&uuml;z&uuml;nle&nbsp; uğurlamanın&nbsp; arefesindeyiz.</p>
<p>&nbsp; <strong>Anlamlı s&ouml;z: Nefs</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yerelturk.com.tr/?feed=rss2&amp;p=15773</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kavuşmayı bekleyen komşular : Türkler ve Ermeniler</title>
		<link>http://www.yerelturk.com.tr/?p=15772</link>
		<comments>http://www.yerelturk.com.tr/?p=15772#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Sep 2010 22:12:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>YERELTÜRK "Yerel Haberin Ulusal Merkezi"</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[erivan,]]></category>
		<category><![CDATA[ermeni]]></category>
		<category><![CDATA[ermenistan,]]></category>
		<category><![CDATA[kafkasya,]]></category>
		<category><![CDATA[türk,]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://haber.demohere.net/?p=15772</guid>
		<description><![CDATA[Cumartesi günü gündüz 12&#8217;de buluşacağımız Diana&#8217;yı fazla bekletmemek için aceleyle Erebuni&#8217;den ayrılıyoruz. Meydanda yer alan Diamond&#8217;da bizi bekleyen Diana çekik gözleri, konuşma tarzı ve hareketleriyle daha çok Orta Asyalılara benziyor. Erivan&#8217;da bir sivil toplum kuruluşunda T&#252;rk-Ermeni koordinasyon &#231;alışmalarında bulunan arkadaşımız T&#252;rk&#231;e&#8217;yi de son derece g&#252;zel konuşmakta. Ermenistan&#8217;da STK yapıları son yıllarda daha da &#246;nem kazanmış [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Cumartesi günü gündüz 12&#8217;de buluşacağımız Diana&#8217;yı fazla bekletmemek için aceleyle Erebuni&#8217;den ayrılıyoruz. Meydanda yer alan Diamond&#8217;da bizi bekleyen Diana çekik gözleri, konuşma tarzı ve hareketleriyle daha çok Orta Asyalılara benziyor.<br /><span id="more-15772"></span><br /><img src="http://image.haber7.com/haber/haber7/cat/512720090713020601189.jpg" border="0" /></p>
<p>Erivan&rsquo;da bir sivil toplum kuruluşunda T&uuml;rk-Ermeni koordinasyon &ccedil;alışmalarında bulunan arkadaşımız T&uuml;rk&ccedil;e&rsquo;yi de son derece g&uuml;zel konuşmakta.</p>
<p>Ermenistan&rsquo;da STK yapıları son yıllarda daha da &ouml;nem kazanmış durumda. İ&ccedil;eride ve dışarıda geliştirilecek olan ilişkiler, bu kurumlar vasıtasıyla ilerletilmek isteniyor. &Ouml;zellikle Batılı dernek ve &ouml;rg&uuml;tler Ermeni STK&rsquo;lara &ouml;zel bir &ouml;nem vermekte. Zaten Batının ne denli etkin olduğunu anlamak i&ccedil;in ABD B&uuml;y&uuml;kel&ccedil;iliği binasının b&uuml;y&uuml;kl&uuml;ğ&uuml;ne bakmak yeterlidir.</p>
<p>Batılı devletlerin Kafkasya entegrasyonuna verdikleri &ouml;nem, Ermenistan&rsquo;la T&uuml;rkiye&rsquo;nin ilişkileri a&ccedil;ısından farklı bir mana taşıyor. Batı &ouml;ncelikle, Bak&uuml;-Erivan-Tiflis koordinasyonunun sağlanması i&ccedil;in <img style="float: left;" src="http://fotogaleri.haber7.com/inner//731520100904072957879.jpg" border="0" alt="kullan" />iş g&ouml;rmekte. T&uuml;rkiye ise Erivan&rsquo;a y&ouml;nelik olarak kendi başına yapacağı &ccedil;alışmalarla daha verimli sonu&ccedil;lar alabilir. Diana, &ouml;nceki g&uuml;n Bak&uuml; ile video konferans ger&ccedil;ekleştirdiklerini s&ouml;yledi. Diyalog a&ccedil;ısından son derece &ouml;nemli olan bu girişimin aynısı T&uuml;rkiye tarafından da ger&ccedil;ekleştirilmediği s&uuml;rece, T&uuml;rk-Ermeni ilişkilerinin ilerlemesi zordur&hellip;</p>
<p>Diana da T&uuml;rkiye ile yapılacak olan her t&uuml;rl&uuml; ortaklığı desteklediklerini, kısa s&uuml;rede &ccedil;ok işin yapılması gerektiğini belirtmekte. &Ouml;ncelikli olarak iki &uuml;lke gen&ccedil;lerinin karşılıklı şekilde birbirlerinin &uuml;lkelerini g&ouml;rmelerini sağlayacak olan buluşmalar, ortak eğitim programları ve beyin fırtınası toplantılarının yapılması i&ccedil;in her t&uuml;rl&uuml; imkanın oluşturulması şarttır diyen Diana ile muhtemel ortak programlar &uuml;zerine s&ouml;zleşerek ayrılıyoruz. Tam bu esnada Karine&rsquo;den mesaj geliyor : <strong>&ldquo;Ailem ile g&ouml;r&uuml;şebileceğiz. Saat 15.00&rsquo;da Erebuni&rsquo;de olun&hellip;&rdquo;</strong></p>
<p>Birka&ccedil; g&uuml;nd&uuml;r merakla beklediğim haber gelir gelmez Erebuni&rsquo;ye d&ouml;nerek hazırlanıyoruz. S&ouml;zleştiğimiz saatte buluşarak &ouml;nce Yeni Malatya yakınındaki bir otob&uuml;s durağına doğru yola koyuluyoruz. Durağa gelince, nihai hedefimiz olan Aragatsotn i&ccedil;in ayrı bir araca biniyoruz. Yaklaşık kırk dakikalık yol sonrasında kasaba girişinde beklemeye koyuluyoruz. Dostumuzun babası Vahan bey birka&ccedil; dakika sonra arabasıyla gelerek bizi alıyor.</p>
<p>Karine&rsquo;nin daha &ouml;nce anlattığı kadarıyla sert ve ciddi bir karakterde olduğunu d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;m Vahan bey, arabadan inere bizimle tokalaşıyor. <strong>&ldquo;Barev !&rdquo; </strong>diyerek selamlıyoruz. Arabaya binerek biraz yol aldıktan sonra, tipik bir T&uuml;rk k&ouml;y&uuml;ne benzeyen bu mekanda damacanaları alarak k&ouml;y &ccedil;eşmesinden su dolduruyorum dostumla. Buradan on dakika uzaklıktaki evlerine geldiğimizde &ouml;nce b&uuml;y&uuml;k kardeş Sarkis, sonra da anne Anahit ile selamlaşıyoruz. K&uuml;&ccedil;&uuml;k delikanlı Artur ise babasıyla beraber gelmişti&hellip;</p>
<p>Ev, bizim k&uuml;lt&uuml;r&uuml;m&uuml;ze &ccedil;ok benzeyen bir yapıda. &Ouml;zellikle ailenin tavırları bizleri akraba evindeymişiz gibi hissettiriyor. Oturma odasına ge&ccedil;tiğimizde Vahan bey, bizlerin et konusunda hassas olabileceğimizi d&uuml;ş&uuml;nerek sadece balık ve tavuk eti hazırladığını s&ouml;yl&uuml;yor. T&uuml;rkiye&rsquo;den gelen misafirlerine daha evvelden mangal yakmayı d&uuml;ş&uuml;nen Vahan bey, T&uuml;rklerin balığı kafasıyla birlikte yemediğini bildiği i&ccedil;in balığı da temizlettiğini belirtiyor. &ldquo;Siz&rdquo; diyor Vahan bey: <strong>&ldquo; Gardaşımsınız !&rdquo;</strong></p>
<p>Annesi Muş, babası Vanlı olan Vahan bey, on yıl &ouml;nce kaybettiği annesi sayesinde pek &ccedil;ok T&uuml;rk&ccedil;e ifadeye hakim. &Ccedil;ocuklarını g&ouml;stererek : <strong>&ldquo;Bunlar benim ciğerim&rdquo;</strong> diyen Vahan bey, <strong>&ldquo;Siz de yoldaşımsınız&rdquo;</strong> diyor.</p>
<p>Evin terasında hızlı bir hareketlilik ile mangal aletleri kuruluyor, etler ve sebzeler şişlere takılıyor. Kısa zamanda biten işler ve kurulan sofrayla birlikte yemeğe başlıyoruz. Yemek boyunca memleketlerimizden, yemek k&uuml;lt&uuml;r&uuml;m&uuml;zden ve ortak kelimelerden konuşuyoruz. Sevgi hitabı olan <strong>&ldquo;can&rdquo;</strong> bizde olduğu gibi orada da kullanılıyor. <strong>&ldquo;Mehmetcan, İsmailcan&rdquo;</strong> şeklinde telaffuz eden Vahan beye <strong>&ldquo;cik&rdquo;</strong> ekinin de &ouml;nemli olduğunu s&ouml;yl&uuml;yoruz.</p>
<p>&ldquo;T&uuml;rk askerine Mehmet&ccedil;ik denir&rdquo; dediğimizde &ldquo;Mehmet&ccedil;ik&rdquo; adından duyduğu hoşnutlukla bazı T&uuml;rk <img style="float: left;" src="http://fotogaleri.haber7.com/inner//472420100904073040533.jpg" border="0" alt="kullan" />arkadaşlarından s&ouml;z ediyor. Sınırlar kapalı olsa bile bir araya gelmeyi başaran arkadaşlar zaman zaman g&ouml;r&uuml;şebilmekte, Vahan bey memleket hasretini bu şekilde de olsa gidermekte. Birden g&ouml;z&uuml; yaşaran Vahan bey, birka&ccedil; yıl evvel Van&rsquo;a gittiğini ve oradan bir poşet toprak getirdiğini s&ouml;yl&uuml;yor. Yıllardır yastığının altında sakladığı o toprak ile her g&uuml;n i&ccedil;inde b&uuml;y&uuml;yen memleket hasretini yatıştırmakta olduğunu anlatıyor : <strong>&ldquo;Tekrar g&ouml;rmek istiyorum oraları&rdquo;</strong> diyen Vahan bey bir arzuda bulunuyor : <strong>&ldquo;Keşke Eyl&uuml;l ayında Akdamar&rsquo;da yapılacak olan ayine katılabilsem&rdquo;. </strong>Bug&uuml;n siyaseten T&uuml;rkiye&rsquo;yi sıkıştırmak isteyen &ccedil;evrelerin &ldquo;koyu bir T&uuml;rk propagandası&rdquo; olarak yorumladıkları Akdamar ayinine karşı, Ermenileri T&uuml;rk siyasetine alet olmamaya &ccedil;ağıran &ccedil;evrelere inat, Vahan bey i&ccedil;indeki duyarlılığı ortaya koymaktan &ccedil;ekinmiyor.</p>
<p>Yemek sonrasında iki k&uuml;lt&uuml;rde de &ouml;nemli olan &ccedil;ayı i&ccedil;meye başlıyoruz. Onların dilinde &ldquo;tey&rdquo;i i&ccedil;erken, nefesini i&ccedil;ine &ccedil;eken Vahan bey, muhteşem doğa manzarasını g&ouml;stererek <strong>&ldquo;Aynı Muş gibi değil mi?&rdquo;</strong> diyor.</p>
<p>Akşamın bastırmasıyla birlikte artan serinlik hafif bir &uuml;rperti veriyor ve i&ccedil;eri ge&ccedil;iyoruz. İ&ccedil;eride otururken saatin ge&ccedil; olduğunu keyifli bir halde <strong>&ldquo;Mutluyum ki, bug&uuml;n Erivan&rsquo;a gidemeyeceksiniz. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; bu saatte ara&ccedil; yok.&rdquo; </strong>diyerek o gece orada kalmamız gerektiğini belirtiyor.</p>
<p>Eşi Anahit hanım son derece utanga&ccedil; bir ev hanımı. Her t&uuml;rl&uuml; işe koşturmaktan yorulmayan bir b&uuml;nyeye sahip. İlla ki i&ccedil;eride oturmasını istiyoruz. Az sonra ise, ay sonundaki doğum g&uuml;n&uuml;ne atfen T&uuml;rk lokumu hediye ediyoruz. T&uuml;rk lokumu yeni nesil tarafından pek bilinmiyor ancak Vahan bey T&uuml;rk lokumunun ne derece &ouml;nemli olduğunun farkında&hellip; Hediyemize teşekk&uuml;r eden Anahit hanıma biz de mutlu ve sağlıklı yıllar diliyoruz.</p>
<p>Kafkasya halklarının vazge&ccedil;ilmez bir &ouml;zelliği olarak, masamız daim surette dolu bulunuyor. &Ccedil;eşitli tatlılar, bisk&uuml;viler, i&ccedil;ecekler&hellip; Hafif naneli tattaki Ermeni &ccedil;ayını yudumlarken koyu bir siyaset ve tarih muhabbetine dalıyoruz. İki halkın arasını kimlerin bozduğu, bug&uuml;n barışı kimlerin neden istemediği, siyasilerin basiretsiz davranışları esas konumuz oluyor. &Ouml;zellikle son d&ouml;nem Osmanlı tarihi hakkında bazı bilgiler vermenin &ouml;nemli olduğunu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yoruz.</p>
<p>Ermeniler, T&uuml;rklerle aralarını bozan esas unsurun Yahudi siyasiler ve işadamları olduğu g&ouml;r&uuml;ş&uuml;nde. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; Millet-i Sadıka, Osmanlı b&uuml;rokrasisinde en &ouml;nemli mevkilerdeyken bazı unsurların Ermenileri yerlerinden ederek esas kavgayı başlattığına inanılmakta. Biz de, &ouml;nemli petrol b&ouml;lgelerine sahip olan Osmanlı coğrafyasının emperyalist g&uuml;&ccedil;lerce nasıl hedef se&ccedil;ildiğini ve bunların bir&ccedil;ok azınlığı nasıl kullanmak istediğini belirterek meselenin bir başka boyutunu sergilemek istedik. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; T&uuml;rkiye&rsquo;de Meşrutiyet sisteminin varlığından rahatsız olan Avrupa siyaseti, bu anayasal sistemin oluşturduğu kardeşlik havasından memnun kalmamıştı. 1908&rsquo;de J&ouml;n T&uuml;rklerin m&uuml;dahalesiyle ilan edilen Meşrutiyet, Osmanlı &uuml;lkesinde bulunan T&uuml;rk, Ermeni, Yahudi, Rum ve K&uuml;rt b&uuml;t&uuml;n unsurların kardeşlik havasına girmesine sebep olmuştu. Hatta d&ouml;nemin kartpostallarında T&uuml;rk&ccedil;e, Ermenice, İbranice ve Fransızca olarak <strong>&ldquo;Yaşasın Kardeşliğimiz, Yaşasın Meşrutiyet&rdquo;</strong> ifadeleri yer almaktadır.</p>
<p>Gittik&ccedil;e zayıflayan Osmanlı&rsquo;nın azınlık sorunları başta olmak &uuml;zere pek &ccedil;ok meseleyi anayasa devrimiyle &ccedil;&ouml;zeceğinden endişe eden dış &ccedil;evreler, kısa bir s&uuml;re sonra 31 Mart Olayı&rsquo;nı başlatmış, hemen ardından 1909 Adana Olayları i&ccedil;in d&uuml;ğmeye basmıştı. İşte bug&uuml;n Ermeniler i&ccedil;in sorun teşkil eden Adana olayları, kardeşlik havasını bozan bir etkiyle yeni d&uuml;şmanlıkların doğmasını sağlamıştır. Sadık millet sıfatını kaybetmeyi ve yerlerinden edilip s&uuml;r&uuml;lmeyi kabullenemeyen Ermeniler on yıllar boyunca her t&uuml;rl&uuml; propagandayla T&uuml;rk d&uuml;şmanı haline getirilmiş, sonu alınmayan sorunların başlamasına izin vermiştir. İmparatorluklar &ccedil;ağının doğal bir s&uuml;re&ccedil; i&ccedil;erisinde kapanıp, ulus-devlet sisteminin g&uuml;&ccedil; kazandığı bir d&ouml;nemde yaşanan acılardan en karlı &ccedil;ıkanlar, iki halkı birbirine d&uuml;şman edenler olmuştur.</p>
<p>Vahan bey anlattıklarımızı dikkatle dinliyor, &ccedil;oğu yerde başıyla bizi tasdikliyordu. <strong>&ldquo;Bir asırda &ccedil;ok şey değişti. Doğu Anadolu eskide olduğu gibi değil. Yabancılık &ccedil;ekersiniz. Yine de gitmek istiyor musunuz?&rdquo;</strong> soruma karşılık olarak <strong>&ldquo;Tabii ki ! Koyun, kuzu otlatır yine orada yaşar, orada &ouml;l&uuml;r&uuml;m&rdquo; </strong>diyen Vahan bey, Sarı Gelin t&uuml;rk&uuml;s&uuml;n&uuml; mırıldanmaya başlıyor. Sanırım sohbetin doruk noktası olan bu t&uuml;rk&uuml; az sonra yeni tartışmalar başlatacaktı.</p>
<p>T&uuml;rk&uuml; bitince, bunun Anadolu&rsquo;ya ait olduğunu ve sa&ccedil;ma tartışmalarla halkları oyalayarak bu g&uuml;zel t&uuml;rk&uuml;n&uuml;n iki halk arasında birlik oluşturmasının engellendiğini belirten Vahan beye saygım bir kat daha artıyor.</p>
<p>Gecenin ge&ccedil; vaktine doğru koyulaşan sohbetimizde askerlikten de bahis a&ccedil;ılıyor. Ermeni gen&ccedil;lerinin iki yıl askerlik yaptığını &ouml;ğrenince durumu normal karşılıyoruz. Bu gen&ccedil;ler i&ccedil;in en zor şeyin ise Karabağ b&ouml;lgesine gitmek olduğunu bildiğimiz i&ccedil;in iki yıllık askerlik s&uuml;resi olduk&ccedil;a normal. Bu dondurulmuş &ccedil;atışma aynen Azerbaycan gen&ccedil;lerini yıprattığı gibi Ermeni gen&ccedil;lerini de yıpratmakta. Halbuki bu &ccedil;atışmanın haksız, inat&ccedil;ı ve mağrur tarafı inadından vazge&ccedil;erek barışa uzanan yolda adım atsa, bu iki halkın gen&ccedil;leri de &uuml;lkeleri i&ccedil;in daha iyi işler yapmaya vakit ve imkan bulacaklar. Biliyoruz ki bug&uuml;nk&uuml; Ermenistan y&ouml;neticileri Karabağ&rsquo;daki pek &ccedil;ok katliamdan sorumlu olan kişilerdir. Gen&ccedil; Sarkis&rsquo;in de yakında askere gideceğini &ouml;ğreniyor ve en kısa zamanda barışın tesis edilmesini temenni ediyoruz.</p>
<p>İlerleyen saate rağmen muhabbetimizde gittik&ccedil;e artan neşe ve ilgi, yeni konuları da beraberinde getirmekte. Anahit hanım daha fazla yorulmamızı istemediğini s&ouml;yleyerek odada yatağımızı hazırlıyor. Aile bireylerine iyi geceler dileyerek dinlenmeye &ccedil;ekiliyoruz. İsmail olduk&ccedil;a yorgun&hellip; Hemen uyuyor. Ben ise uzanarak, halklar arasında neyin nasıl olması gerektiği &uuml;zere d&uuml;ş&uuml;nmeye koyuluyorum.</p>
<p>Sonraki g&uuml;n kahvaltımızı yaparak evden ayrılıyoruz. Bizi b&uuml;y&uuml;k bir memnuniyetle ağırlayan bu aileye teşekk&uuml;r ederek Erivan&rsquo;a doğru yola &ccedil;ıkıyoruz. Yolda, şimdiye kadar yaptığımız sohbetler ve bu insanları tanımış olmanın verdiği mutluluğu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yoruz.</p>
<p>Karine&rsquo;ye de sorarak, Ermenistan&rsquo;ın Vatikan&rsquo;ı olan E&ccedil;miadzin&rsquo;e gitmeye karar veriyoruz. &Ouml;nce Erebuni&rsquo;ye ge&ccedil;iyor, ardından ucuz taksi olarak adlandırılan &ldquo;&ouml;zel taksi&rdquo; ile birlikte E&ccedil;miadzin&rsquo;e doğru yola &ccedil;ıkıyoruz. Erivan-E&ccedil;miadzin arasında pek &ccedil;ok kumarhane yer alıyor. Bence dini bir b&ouml;lgeye giden yolda bu t&uuml;rden merkezlerin yer alması pek uygun değil.</p>
<p>E&ccedil;miadzin&rsquo;deki b&uuml;y&uuml;k kiliseleri dolaşıyor, din adamlarının sohbetlerine kulak veriyor ve gelen turistleri g&ouml;zlemliyoruz. T&uuml;m kiliseler &ouml;zel taşlardan yapılmış, etkileyici bir g&ouml;r&uuml;n&uuml;me sahip. Din adamları gerek kilise i&ccedil;inde rit&uuml;elleri yerine getirmekte gerekse dışarıda y&uuml;r&uuml;y&uuml;ş yaparak turistlerle sohbet etmekte. Turistler ise farklılıklar g&ouml;stermekte. Kimisi ibadet i&ccedil;in, kimisi gezmek i&ccedil;in gelmiş. Ancak Karine&rsquo;nin sitem ettiği bir noktaya ben de hak veriyorum. Dostum, bazı turistlerin b&ouml;ylesi kutsal mekanlara &ccedil;ık kısa etek ve şortlar ile gelişine anlam veremediğini s&ouml;ylemekte.</p>
<p>Bizdeki bir&ccedil;ok camiye girişte buna karşı &ouml;nlem alındığını s&ouml;yleyerek Karine&rsquo;nin g&ouml;r&uuml;ş&uuml;n&uuml; tasdikliyorum. &Ccedil;ok farklı mimariye sahip olan &ccedil;eşmeler, &ccedil;eşitli sembollerle bezenmiş olan abideler E&ccedil;miadzin&rsquo;e ruhani bir hava katmakta, insanın kendisini dinlemesi i&ccedil;in elverişli bir ortam hazırlamakta. Bu ruhani yerleri dolaştıktan sonra, Erivan&rsquo;a d&ouml;nerek son akşam yemeğimizi, artık kendi mekanımız haline gelen Diamond&rsquo;da yiyoruz. Yemeğe İsmail&rsquo;in ısrarlarıyla Diana&rsquo;yı da &ccedil;ağırıyoruz ancak &ccedil;eşitli sebeplerden dolayı katılamayacağından duyduğu &uuml;z&uuml;nt&uuml;y&uuml; dile getiriyor Diana.</p>
<p>Yemekte, şimdiye kadarki yardım ve destekleri i&ccedil;in Karine&rsquo;ye teşekk&uuml;r ediyoruz. O da, bunun bir başlangı&ccedil; ve dostluk k&ouml;pr&uuml;s&uuml;n&uuml;n ilk taşı olduğunu belirtiyor.</p>
<p>Cumhuriyet Meydanı&rsquo;na bir kez daha bakarak oradan ayrılmak h&uuml;z&uuml;n veriyor&hellip;</p>
<p>Pazartesi sabahı Erivan Otogarı&rsquo;na giderek Tiflis aracına bineceğiz. Karine&rsquo;yle vedalaşıp motel sahibi bayanla fotoğraf &ccedil;ektiriyoruz. Taksiyle otogara giderken, Erivan sevdiğini sevgilisine a&ccedil;ıklayamayan bir insan gibi bizi uğurluyor&hellip;</p>
<p><em>(Not: Yazı dizimizin ilk b&ouml;l&uuml;mlerine Haber7&rsquo;deki k&ouml;şemizden ulaşabilirsiniz)</em></p>
<p><strong>Mehmet Fatih &Ouml;ZTARSU / Haber7 / Ermenistan <br />mehmetfatihoztarsu.ajanda@gmail.com</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yerelturk.com.tr/?feed=rss2&amp;p=15772</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İlk çeyrek finalist Sırbistan</title>
		<link>http://www.yerelturk.com.tr/?p=15771</link>
		<comments>http://www.yerelturk.com.tr/?p=15771#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Sep 2010 22:12:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>YERELTÜRK "Yerel Haberin Ulusal Merkezi"</dc:creator>
				<category><![CDATA[Spor]]></category>
		<category><![CDATA[..]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://haber.demohere.net/?p=15771</guid>
		<description><![CDATA[2010 Dünya Basketbol Şampiyonası&#8217;nda ikinci tur maçında Hırvatistan&#8217;ı 73-72 yenen Sırbistan, çeyrek finale yükseldi. ..]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>2010 Dünya Basketbol Şampiyonası&#8217;nda ikinci tur maçında Hırvatistan&#8217;ı 73-72 yenen Sırbistan, çeyrek finale yükseldi.<br /><span id="more-15771"></span><br /><img src="http://image.haber7.com/haber/haber7/photos/2010/325720100904081800180.jpg" border="0" /><br />
    <span id="contextual">
<p>..</p>
<p></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yerelturk.com.tr/?feed=rss2&amp;p=15771</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir yanlış aşıyla 350 kiloya ulaştı GALERİ</title>
		<link>http://www.yerelturk.com.tr/?p=15770</link>
		<comments>http://www.yerelturk.com.tr/?p=15770#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Sep 2010 22:12:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>YERELTÜRK "Yerel Haberin Ulusal Merkezi"</dc:creator>
				<category><![CDATA[3.Sayfa]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[muhammet]]></category>
		<category><![CDATA[şişman]]></category>
		<category><![CDATA[yavaşça]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://haber.demohere.net/?p=15770</guid>
		<description><![CDATA[1,5 yaşında havale geçirdi.. Yanlış aşı sonrası aşırı kilo almaya başladı.. Şimdi 25 yaşında bir delikanlı.. Evin bahçesinde yaşıyor.. Yerinden kalkmakta zorlanıyor.. Ailesi bile artık bakamayacak duruma gelince devlet sahip çıktı. Haberin galerisi için tıklayın İzmir&#8217;in Konak il&#231;esinde evinin bah&#231;esinde yaşayan 350 kilo ağırlığındaki zihinsel engelli Muhammed Yavaş&#231;a&#8217;ya (25) valilik sahip &#231;ıktı. Yavaş&#231;a, tedavi i&#231;in [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>1,5 yaşında havale geçirdi.. Yanlış aşı sonrası aşırı kilo almaya başladı.. Şimdi 25 yaşında bir delikanlı.. Evin bahçesinde yaşıyor.. Yerinden kalkmakta zorlanıyor.. Ailesi bile artık bakamayacak duruma gelince devlet sahip çıktı.<br /><span id="more-15770"></span><br /><img src="http://image.haber7.com/haber/haber7/photos/2010/419920100904062150478.jpg" border="0" /></p>
<p>	<a href="http://www.haber7.com/foto-galeri.php?cID=6791" class="detailgallerybutton"><img src="http://fotogaleri.haber7.com/album//112620100904062309871.jpg" alt="Foto Galeri" width="100" border="0"><b>Haberin galerisi için tıklayın</b></a><span id="contextual">
<p>İzmir&#8217;in Konak il&ccedil;esinde evinin bah&ccedil;esinde yaşayan 350 kilo ağırlığındaki zihinsel engelli Muhammed Yavaş&ccedil;a&#8217;ya (25) valilik sahip &ccedil;ıktı. Yavaş&ccedil;a, tedavi i&ccedil;in Ankara Sosyal Hizmetler ve &Ccedil;ocuk Esirgeme Kurumu Genel M&uuml;d&uuml;rl&uuml;ğ&uuml;&#8217;ne bağlı Saray Bakım Rehabilitasyon Merkezi&#8217;ne g&ouml;nderilecek. </p>
<p>25 yaşındaki oğulları Muhammed Yavaş&ccedil;a&#8217;nın 1,5 yaşında karma aşı vurulduktan sonra havale ge&ccedil;irdiğini belirten babası H&uuml;seyin Yavaş&ccedil;a ve annesi Hediye Yavaş&ccedil;a, aynı zamanda zihinsel engelli olan oğullarının s&uuml;rekli kilo aldığını s&ouml;yledi. 350 kilo ağırlığındaki Muhammed&#8217;in evin bah&ccedil;esinde yaşadığını s&ouml;yleyen&nbsp; Yavaş&ccedil;a &ccedil;ifti, <strong>&ccedil;ocuklarının kıyafet giyemediği i&ccedil;in &ccedil;ıplak dolaştığını soğuk havalarda komşularının yardımıyla evin i&ccedil;ine alındığı</strong> belirtti.</p>
<p>25 yıldır evladına baktığını ancak kendi sağlık problemlerinden &ouml;t&uuml;r&uuml; &ccedil;ocuklarına bakamadıklarını vurgulayan anne Hediye Yavaş&ccedil;a, &#8220;<strong>Muhammed 1,5 yaşından beri bu halde. Hep şişmanlıyor. Bah&ccedil;ede yatırıyoruz. Ancak geceleri bağırıyor. Komşular duyuyor. İhtiya&ccedil;larını bah&ccedil;ede gideriyoruz. Ancak artık bakacak halimiz kalmadı&#8221;</strong> dedi. </p>
<p>Hastalığından beri Muhammed&#8217;e baktığını ifade eden Muhammed&#8217;in ablası Melahat &Ccedil;abuk ise, <strong>&#8220;1,5 yaşında olduğu aşıdan sonra havale ge&ccedil;irdi. Sonra psikolojik tedavi g&ouml;rd&uuml;. Ancak kilo almaya devam etti. Şimdi 350 kilo ağırlığında.</strong> Daha &ouml;nceleri y&uuml;r&uuml;mekte zorlanmazdı. Ancak şimdi g&uuml;nl&uuml;k ihtiya&ccedil;larını karşılamakta g&uuml;&ccedil;l&uuml;k &ccedil;ekiyor. Annem ve babam bakmakta zorluk &ccedil;ekiyorlar. Biz geliyoruz yardım ediyoruz. Bah&ccedil;ede yaşıyor. Ancak kışın havalar soğudu mu komşulardan 20-25 kişi toplanıp battaniyelerle i&ccedil;eriye taşıyoruz. Allah razı olsun devletimiz sahip &ccedil;ıktı. &Ouml;n&uuml;m&uuml;zdeki hafta tedavi i&ccedil;in Ankara&#8217;ya gidecek. Annem ve babam &ccedil;ok zorlandıkları i&ccedil;in biraz da olsa rahat bir nefes alacaklar. Aynı zamanda zihinsel engelli. O y&uuml;zden ne dediğimizi anlamıyor. Ezbere konuşuyoruz.<strong> &#8216;Kalk&#8217; dediğimiz zaman kalkmaz. O canı ne zaman isterse o zaman kalkar&#8221;</strong> şeklinde konuştu. </p>
<p>Komşu Nurten Şahin de, <strong>&#8220;Yıllardır burada yaşam savaşı veriyor. Geceleri sabahlara kadar bağırıyor. Yazın havalar sıcak olduğu i&ccedil;in pencerelerde a&ccedil;ık oluyor. Muhammed&#8217;in sesi gece 2 mahalle &ouml;teden duyulabiliyor. Bazen polisler geliyor. Sesten dolayı şikayet edildiğini s&ouml;yl&uuml;yorlar. Ama Muhammed&#8217;in durumunu g&ouml;r&uuml;nce ellerinden bir şey gelmiyor. Bizde bir şey yapamıyoruz. Zihinsel engeli de var&#8221;</strong> dedi. </p>
<p>Muhammed Yavaş&ccedil;a, 6 Eyl&uuml;l Pazartesi g&uuml;n&uuml; İzmir Valiliği tarafından Ankara Sosyal Hizmetler ve &Ccedil;ocuk Esirgeme Kurumu Genel M&uuml;d&uuml;rl&uuml;ğ&uuml;&#8217;ne bağlı Saray Bakım Rehabilitasyon Merkezi&#8217;ne g&ouml;nderilerek tedavi altına alınacak.</p>
<p><strong><span style="color: #000080;">AYRILMAK ZOR</span><br /></strong><br />Oğlunun aşırı bir iştahı olmadığını belirten baba H&uuml;seyin Yavaş&ccedil;a ise, &#8220;Yıllardır g&ouml;z&uuml;m&uuml;z&uuml;n &ouml;n&uuml;nde oğlum acı &ccedil;ekiyor. C&uuml;ssesi nedeniyle evin i&ccedil;inde uyumuyor. Bah&ccedil;ede yatıyor. &Ccedil;ok soğuk g&uuml;nlerde komşuların da yardımıyla 10-15 kişi zar zor i&ccedil;eri alabiliyoruz. Hayatın hi&ccedil;bir şeyini g&ouml;remedi. Ondan ayrılmak &ccedil;ok zor ama yine de herkese teşekk&uuml;r ediyoruz&#8221; dedi. Konuşamayan Muhammet Yavaş&ccedil;a&acute;nın, pazartesi g&uuml;nk&uuml; yolculuğu &ouml;ncesi, İzmlir Valisi Cahit Kıra&ccedil; tarafından ziyaret edilip uğurlanacağı &ouml;ğrenildi.</p>
<p></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yerelturk.com.tr/?feed=rss2&amp;p=15770</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>A Milliler Belçika hazırlıklarına başladı</title>
		<link>http://www.yerelturk.com.tr/?p=15769</link>
		<comments>http://www.yerelturk.com.tr/?p=15769#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Sep 2010 22:12:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>YERELTÜRK "Yerel Haberin Ulusal Merkezi"</dc:creator>
				<category><![CDATA[Spor]]></category>
		<category><![CDATA[antrenman]]></category>
		<category><![CDATA[milli]]></category>
		<category><![CDATA[takım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://haber.demohere.net/?p=15769</guid>
		<description><![CDATA[2012 Avrupa Şampiyonası Elemeleri (A) Grubu&#8217;ndaki ilk maçında deplasmanda Kazakistan&#8217;ı 3-0 mağlup eden (A) Milli Futbol Takımı, 7 Eylül Salı günü Belçika ile yapacağı maçın hazırlıklarına ara vermeden başladı. Kazakistan ma&#231;ının ardından bug&#252;n İstanbul&#8217;a d&#246;nen milliler, Teknik Direkt&#246;r Guus Hiddink y&#246;netiminde Ali Sami Yen Stadı&#8217;nda, başındaki yarım saatlik b&#246;l&#252;m&#252; basın mensuplarına a&#231;ık tutulan bir antrenman [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>2012 Avrupa Şampiyonası Elemeleri (A) Grubu&#8217;ndaki ilk maçında deplasmanda Kazakistan&#8217;ı 3-0 mağlup eden (A) Milli Futbol Takımı, 7 Eylül Salı günü Belçika ile yapacağı maçın hazırlıklarına ara vermeden başladı.<br /><span id="more-15769"></span><br /><img src="http://image.haber7.com/haber/haber7/photos/2010/495320100827062010622.jpg" border="0" /><br />
    <span id="contextual">
<p>Kazakistan ma&ccedil;ının ardından bug&uuml;n İstanbul&#8217;a d&ouml;nen milliler, Teknik Direkt&ouml;r Guus Hiddink y&ouml;netiminde Ali Sami Yen Stadı&#8217;nda, başındaki yarım saatlik b&ouml;l&uuml;m&uuml; basın mensuplarına a&ccedil;ık tutulan bir antrenman yaptı.</p>
<p>Emre Bel&ouml;zoğlu, d&uuml;nk&uuml; ma&ccedil;ta sağ uyluk b&ouml;lgesine aldığı darbe nedeniyle fizyoterapist eşliğinde y&uuml;r&uuml;me ve a&ccedil;ma-germe egzersizleriyle antrenmanı tamamladı.&nbsp;</p>
<p>Kazakistan m&uuml;cadelesinde forma giyen futbolcular dinlenmeye y&ouml;nelik &ccedil;alışmalar yaparken, diğer futbolcular, dar alanda kısa pas &ccedil;alışması ve yarı sahada &ccedil;ift kale ma&ccedil; yaptı.</p>
<p>Eleme grubu ma&ccedil;larına g&uuml;zel bir başlangı&ccedil; yapan millilerin, antrenmanda neşeli oldukları g&ouml;r&uuml;ld&uuml;.</p>
<p>Milliler, Bel&ccedil;ika ma&ccedil;ının hazırlıklarını yarın akşam 17.00&#8242;de yine Ali Sami Yen Stadı&#8217;nda yapacakları antrenmanla s&uuml;rd&uuml;recek.</p>
<p>AA</p>
<p></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yerelturk.com.tr/?feed=rss2&amp;p=15769</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kuşadası&#8217;nda AK Parti afişleri indirildi</title>
		<link>http://www.yerelturk.com.tr/?p=15768</link>
		<comments>http://www.yerelturk.com.tr/?p=15768#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Sep 2010 22:12:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>YERELTÜRK "Yerel Haberin Ulusal Merkezi"</dc:creator>
				<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[afiş]]></category>
		<category><![CDATA[kuşadası]]></category>
		<category><![CDATA[panlart]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://haber.demohere.net/?p=15768</guid>
		<description><![CDATA[AK Parti Kuşadası ilçe Teşkilatı tarafından caddelere asılan ve üzerinde Teoman, Mehmet Ali Birand, Aydın Menderes ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan&#8217;ın fotoğraf ve söylemlerinin bulunduğu pankartlar, İlçe Seçim Kurulu kararıyla indirildi. Edinilen bilgiye g&#246;re, 12 Eyl&#252;l&#8217;de yapılacak referandum &#246;ncesi Kuşadası İl&#231;e Se&#231;im Kurulu tarafından partilerin propaganda &#231;alışmalarını yapabilmesi i&#231;in İn&#246;n&#252; Bulvarı &#252;zerinde kurayla afiş, bayrak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>AK Parti Kuşadası ilçe Teşkilatı tarafından caddelere asılan ve üzerinde Teoman, Mehmet Ali Birand, Aydın Menderes ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan&#8217;ın fotoğraf ve söylemlerinin bulunduğu pankartlar, İlçe Seçim Kurulu kararıyla indirildi.<br /><span id="more-15768"></span><br /><img src="http://image.haber7.com/haber/haber7/photos/2010/476020100904092044814.jpg" border="0" /><br />
    <span id="contextual">
<p>Edinilen bilgiye g&ouml;re, 12 Eyl&uuml;l&#8217;de yapılacak referandum &ouml;ncesi Kuşadası İl&ccedil;e Se&ccedil;im Kurulu tarafından partilerin propaganda &ccedil;alışmalarını yapabilmesi i&ccedil;in İn&ouml;n&uuml; Bulvarı &uuml;zerinde kurayla afiş, bayrak ve pankart asılacak yerler belirlendi. Se&ccedil;im Kurulu tarafından numaralandırılarak, partilere bildirilen afiş, bayrak ve pankart asma yerleri sıraysa partiler tarafından s&uuml;slenmeye başlandı. </p>
<p>CHP Kuşadası İl&ccedil;e &Ouml;rg&uuml;t&uuml;, AK Parti&#8217;nin kurayla tespit edilen yerlerin dışında da pankart astığı iddiasıyla İl&ccedil;e Se&ccedil;im Kurulu&#8217;na başvurdu. Bug&uuml;n toplanan ve CHP&#8217;nin başvurusu inceleyen il&ccedil;e Se&ccedil;im Kurulu, Başbakan Tayyip Erdoğan&#8217;ın resmi bulunan &#8220;&Uuml;st&uuml;nlerin Hukukundan, Hukukun &Uuml;st&uuml;nl&uuml;ğ&uuml;ne Ge&ccedil;meye Evet diyorum, Aydın Menderesin fotoğrafı bulunan &#8220;Babamın vasiyeti 50 yıl sonra yerine gelecek &#8220;, sanat&ccedil;ı Teoman&#8217;ın resmi bulunan &#8221; AK Parti&#8217;yi değil, anayasayı oyluyoruz &#8221; ve gazeteci Mehmet Ali Birand&#8217;ın resmi bulunan &#8220;Tarafsız, bağımsız yargıya evet &#8221; yazılı toplam d&ouml;rt pankartın AK Parti&#8217;ye ayrılan yerlerin dışına asıldığını tespit etti.</p>
<p>4 pankartın da indirilmesine karar veren İl&ccedil;e Se&ccedil;im Kurulu&#8217;nun bu kararını polise tebliğ etmesinin ardından, s&ouml;z konusu pankartlar indirildi.</p>
<p>İHA</p>
<p></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yerelturk.com.tr/?feed=rss2&amp;p=15768</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kılıçdaroğlu&#8217;na Baykal&#8217;a davet sorusu</title>
		<link>http://www.yerelturk.com.tr/?p=15767</link>
		<comments>http://www.yerelturk.com.tr/?p=15767#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Sep 2010 22:12:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>YERELTÜRK "Yerel Haberin Ulusal Merkezi"</dc:creator>
				<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[baykal]]></category>
		<category><![CDATA[deniz]]></category>
		<category><![CDATA[kemal]]></category>
		<category><![CDATA[kılıçdaroğlu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://haber.demohere.net/?p=15767</guid>
		<description><![CDATA[Antalya mitingi için Kılıçdaroğlu&#8217;ndan telefon beklediğini açıklayan Deniz Baykal için Kemal Kılıçdaroğlu ne dedi? Kılı&#231;daroğlu, referanduma &#8220;hayır&#8221; kampanyasını Kocaeli&#8217;nde yaptığı miting ile s&#252;rd&#252;rd&#252;. Kocaeli&#8217;nde kalabalık ve coşkulu bir topluluğa seslenen Kılı&#231;daroğlu, Kocaeli&#8217;nin bir d&#246;nem emeğin ve sosyal demokrasinin kalesi olduğunu, burayı tekrar CHP&#8217;nin kalesi yapmak istediklerini s&#246;yledi. Kocaeli&#8217;nde bulunan devlet kuruluşlarından &#231;oğunun satıldığını ifade eden [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Antalya mitingi için Kılıçdaroğlu&#8217;ndan telefon beklediğini açıklayan Deniz Baykal için Kemal Kılıçdaroğlu ne dedi?<br /><span id="more-15767"></span><br /><img src="http://image.haber7.com/haber/haber7/photos/2009/494920100309095224962.jpg" border="0" /><br />
    <span id="contextual">
<p>Kılı&ccedil;daroğlu, referanduma &ldquo;hayır&rdquo; kampanyasını Kocaeli&rsquo;nde yaptığı miting ile s&uuml;rd&uuml;rd&uuml;. Kocaeli&rsquo;nde kalabalık ve coşkulu bir topluluğa seslenen Kılı&ccedil;daroğlu, Kocaeli&rsquo;nin bir d&ouml;nem emeğin ve sosyal demokrasinin kalesi olduğunu, burayı tekrar CHP&rsquo;nin kalesi yapmak istediklerini s&ouml;yledi. Kocaeli&rsquo;nde bulunan devlet kuruluşlarından &ccedil;oğunun satıldığını ifade eden Kılı&ccedil;daroğlu, &ldquo;Artık birlik zamanı. Recep Bey&rsquo;lerin d&uuml;zeninin yıkacağız. Recep Bey&rsquo;in d&uuml;zeni &lsquo;devletin kesesi bana &ccedil;alışsın&rsquo; d&uuml;zenidir&rdquo; diye konuştu. Başbakan Erdoğan&rsquo;ın kendisini sert eleştiride bulunmak ile hitam ettiğinin kaydeden Kılı&ccedil;daroğlu, &ldquo;Diyor ki &lsquo;beni sert eleştiriyor&rsquo; diğer yandan &lsquo;&ouml;nemli olan boy değil soy&rsquo; diyor. Hoş geldin Hitler. Yeni bir Hitler&rsquo;imiz oldu. Sanane milletin soyundan, milletin soyu kendi şerefi&rdquo; şeklinde konuştu. </p>
<p>T&uuml;rkiye&rsquo;de bug&uuml;n herkesin telefonunun dinlendiğini dile getiren Kılı&ccedil;daroğlu, &ldquo;Recep Bey&rsquo;in kulakları &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k. Zaten bu h&uuml;k&uuml;mete telekulak h&uuml;k&uuml;meti diyorduk. B&ouml;yle bir demokrasi olabilir mi?&rdquo; diye konuştu. </p>
<p>Eski CHP Genel Başkanı Deniz Baykal Antalya mitingi i&ccedil;in Kılı&ccedil;daroğlu&rsquo;ndan telefon beklediğini a&ccedil;ıklamıştı. Gazetecilerin Kocaeli mitinginden f&ouml;n&uuml;şte bu konuyu hatırlatması &uuml;zerine, &ldquo;Tabi ki arayacağım. Ama g&ouml;r&uuml;yorsun programım yoğun, fırsatım olmadı. Deniz Bey&#8217;i mutlaka arayacağım&rdquo;</p>
<p></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yerelturk.com.tr/?feed=rss2&amp;p=15767</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Cenaze konvoyunda kaza: 9 yaralı</title>
		<link>http://www.yerelturk.com.tr/?p=15766</link>
		<comments>http://www.yerelturk.com.tr/?p=15766#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Sep 2010 22:12:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>YERELTÜRK "Yerel Haberin Ulusal Merkezi"</dc:creator>
				<category><![CDATA[3.Sayfa]]></category>
		<category><![CDATA[kayseri]]></category>
		<category><![CDATA[kazası]]></category>
		<category><![CDATA[trafik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://haber.demohere.net/?p=15766</guid>
		<description><![CDATA[Kayseri&#8217;den Nevşehir&#8217;e cenaze götüren konvoydaki bir minibüsün, ehliyetsiz sürücünün kullandığı traktör ile çarpışması sonucu 9 kişi yaralandı. Kaza, Kayseri-Ankara karayolu Karsu kavşağında meydana geldi. Alınan bilgiye g&#246;re, Nevşehir&#8217;e cenaze g&#246;t&#252;ren konvoyda Osman G. y&#246;netimindeki 38 PL 510 plakalı minib&#252;s, Karsu kavşağında 18 yaşından k&#252;&#231;&#252;k ehliyetsiz s&#252;r&#252;c&#252;n&#252;n kullandığı 38 KN 092 plakalı trakt&#246;re &#231;arptı. Kazada 9 [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kayseri&#8217;den Nevşehir&#8217;e cenaze götüren konvoydaki bir minibüsün, ehliyetsiz sürücünün kullandığı traktör ile çarpışması sonucu 9 kişi yaralandı.<br /><span id="more-15766"></span><br /><img src="http://image.haber7.com/haber/haber7/photos/2010/618620100606115049319.jpg" border="0" /><br />
    <span id="contextual">
<p>Kaza, Kayseri-Ankara karayolu Karsu kavşağında meydana geldi. Alınan bilgiye g&ouml;re, Nevşehir&#8217;e cenaze g&ouml;t&uuml;ren konvoyda Osman G. y&ouml;netimindeki 38 PL 510 plakalı minib&uuml;s, Karsu kavşağında 18 yaşından k&uuml;&ccedil;&uuml;k ehliyetsiz s&uuml;r&uuml;c&uuml;n&uuml;n kullandığı 38 KN 092 plakalı trakt&ouml;re &ccedil;arptı.</p>
<p> Kazada 9 kişi yaralandı. Yaralılar, olay yerine gelen ambulanslarla Kayseri&#8217;deki &ccedil;eşitli hastanelere kaldırıldı.</p>
<p>Kaza ile ilgili soruşturma başlatıldı.</p>
<p></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yerelturk.com.tr/?feed=rss2&amp;p=15766</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Akın akın referanduma geliyorlar VİDEO</title>
		<link>http://www.yerelturk.com.tr/?p=15765</link>
		<comments>http://www.yerelturk.com.tr/?p=15765#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Sep 2010 22:12:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>YERELTÜRK "Yerel Haberin Ulusal Merkezi"</dc:creator>
				<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[bayram]]></category>
		<category><![CDATA[havalimanı]]></category>
		<category><![CDATA[referandum]]></category>
		<category><![CDATA[sandık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://haber.demohere.net/?p=15765</guid>
		<description><![CDATA[Türkiye, 12 Eylül günü gerçekleştirilecek anayasa referandumuna odaklanmışken, dünyanın ve Avrupa&#8217;nın farklı ülkelerinde yaşayan gurbetçiler de oy kullanmak için memlekete akın etmeye başladı. Videoyu izlemek için tıklayın Referandum tarihinin Ramazan bayramının hemen ertesine denk gelmesi ise gurbet&#231;iler i&#231;in b&#252;y&#252;k bir şans oldu. Bir&#231;ok gurbet&#231;i hem bayramı T&#252;rkiye&#8217;de ge&#231;irmenin hem de T&#252;rkiye&#8217;nin geleceği a&#231;ısından son derece [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye, 12 Eylül günü gerçekleştirilecek anayasa referandumuna odaklanmışken, dünyanın ve Avrupa&#8217;nın farklı ülkelerinde yaşayan gurbetçiler de oy kullanmak için memlekete akın etmeye başladı.<br /><span id="more-15765"></span><br /><img src="http://image.haber7.com/haber/haber7/photos/2010/132620100904093530959.jpg" border="0" /></p>
<p>	<a href="http://www.haber7.com/video-galeri.php?cID=6611" class="detailgallerybutton"><img src="http://image.haber7.com/v3/images/h7_news_inside_gallery_play.png" alt="Foto Galeri" width="100" border="0"><b>Videoyu izlemek için tıklayın</b></a><span id="contextual">
<p>Referandum tarihinin Ramazan bayramının hemen ertesine denk gelmesi ise gurbet&ccedil;iler i&ccedil;in b&uuml;y&uuml;k bir şans oldu. </p>
<p>Bir&ccedil;ok gurbet&ccedil;i hem bayramı T&uuml;rkiye&#8217;de ge&ccedil;irmenin hem de T&uuml;rkiye&#8217;nin geleceği a&ccedil;ısından son derece &ouml;nemli olan referandumda oy kullanmanın planlarını yapıyor.&nbsp;D&uuml;nyanın ve Avrupa&#8217;nın &ccedil;eşitli &uuml;lkelerinde &nbsp;yaşayan binlerce gurbet&ccedil;i şimdiden biletlerini ayırtmış durumda. </p>
<p>&Uuml;lkede yaşayan T&uuml;rkiye k&ouml;kenli insanlara hizmet veren seyahat acenteleri, referandum ve bayramın aynı d&ouml;neme denk gelmesinin bilet satışlarını arttırdığını ifade ediyor.</p>
<p>Seyahat acenteleri ise referandumun bilet satışlarında yaklaşık y&uuml;zde 30 seviyelerinde bir artışa neden olduğunu ifade ediyor..</p>
<p></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yerelturk.com.tr/?feed=rss2&amp;p=15765</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
